“Kader”e dair bir fikir

lost, locke, black, white

LOST’ta başından beri sürekli olarak yer alan temalardan biri, bilim ve kader arasındaki mücadele. Bu, hepimizin günlük hayatta devamlı olarak deneyimlediği ortak bir savaşım ve LOST bu temayla yüzleşmemizi sağladığı için muhteşem bir iş başardı. Ben, bizim kendi sitemiz dâhil olmak üzere web’deki hemen tüm sitelerde tartışmaların çoğunun, adada gerçekleşen olayların mantıklı bir açıklaması olduğuna inananlarla, cevapların daha mistik şekilde verileceğine dair inancı olanlar arasında geçmesini ilginç buluyorum. Her zaman, diziyle ilgili fikirlerimin bilim ve kader arasında bir yerlerde olduğunu düşünmüşümdür.

lost ocean

İşte tam da bu yüzden, her hafta bize gösterilenleri gölgede bırakacak açıklamalar yapmaya çalışan teoriler yayınlamaktan imtina ediyorum. Tabii ki, bir sonraki bölümde neler olacağına ve belirli şeylerin arkasında kim ya da ne olduğuna dair fikirlerim var ama buna bir teori deyince, kendinizi geçmiş ve gelecekte kimin doğru kimin yanlış olduğuyla ilgili söylenmeyen şeylere açıyorsunuz. Ayrıca fark ettim ki, birisi bir web sitesine bir teori yolladığı zaman, onu beslemek ve korumak eğiliminde oluyoruz, onu bütünüyle boşlamak ve yanıldığımıza inanmak istemiyoruz. O yüzden bunların hiçbirini teori olarak adlandırmak istemiyorum. Bunu daha ziyade bir fikir ya da haftalarca devam eden bazı gizemli olayların muhtemel çözümü olarak düşünmeyi tercih ediyorum. Bu fikirlerin çoğu konusunda kesinlikle hak iddia etmiyorum çünkü çoğunuz, bunları haftalardır hatta bazılarını belki de yıllardır konuşuyorsunuz. Bunlar şu anda öngörmeyi seçtiğim fikirlerden başka bir şey değil. 5 haftalık ardan sonra dizi yeniden yayınlanmaya başladığında, bu fikirleri bırakma hakkımı saklı tutuyor olacağım.


Ben, Jacob, Duman ve Ada

lost, black smoke

Bir süredir, dumanın, yalnızca, adada görülen ve oradan oraya gezip duran bir toz bulutu olmadığı öne sürülüyor. Şiddetle inanıyorum ki; duman kendini başka şeyler şeklinde de gösterebiliyor. Benim düşünceme göre; Jack’in Christian’ı, Hurley’nin Dave’i, Kate’in siyah atı ve hatta Juliet’in Harper’ı görmesi hep dumanın kılık değiştirmesiyle gerçekleşen şeylerdi. Hatta ve hatta, Locke’un Walt’u ve Hurley’nin Charlie’yi görmesi bile onun işi olabilir. Ayrıca biliyoruz ki; bu kılık değiştirmeler herhangi birinin beynindeki basit bir şey değil. Kate siyah atı gördüğünde, bunu hayal etmiyordu, at gerçekten de ordaydı. Bunu biliyoruz çünkü onu Sawyer da gördü. Hurley’nin bu sezon, “flashforward”da Charlie’yle yaptığı konuşma da dumanın işi olabilir. İnsanların çoğunun, bunu inanması zor bulacağını biliyorum ama adanın gücünün kendi sahasıyla sınırlı kalmadığı görülüyor.

lost, jacob home

Bunun dışında Jacob’a dair birkaç kısa görüntü elde ettik. İpuçları, Ben’in, Jacob’ı rehin almanın bir yolunu bulduğunu gösteriyor. Jacob’ın evinin etrafındaki külden çember, bana, bir ruhu kapana kıstırmanın mistik bir yolu gibi geldi. Ama başkalarının da daha önce yaptığı gibi bir adım daha ileri gideceğim ve bana, “Jacob” ve “ada”nın bir bütün halinde aynı şey ya da kişi gibi göründüğünü söyleyeceğim. Bu tam olarak doğru olmayabilir ve bunu sadece zaman gösterecek ama şu anda Jacob’ın, adanın kişileşmiş hali olduğunu düşünmek bana uygun geliyor. Bu fikir yolculuğunda bana biraz eşlik edebilirseniz, bunun, Ben’in sadece garip ve yaşlı bir adamın görünmez ruhunu değil, bizatihi adanın kendisini ve onun tüm güçlerini elinde tuttuğu anlamına geldiğini fark edeceksiniz. Adanın gücünün avantajını elde etmenin ve yapmak istediği her şey için onu kullanmanın bir yolunu buldu. Ben’in gündeme getirdiği sihirli kutu, sadece, Jacob ve adayı kapsayan ruh için bir benzetme.

lost, benjamin linus

Ben’in şimdiye kadar bu gücün avantajını ele geçirmek için yaptıkları kusursuz değil. Adanın tüm kontrolünün Ben’de olduğunu düşünmüyorum. Yalnız, kesinlikle istekleri doğrultusunda yönlendirme yapabiliyor. Fakat, örneğin Locke, Ben’in üstesinden gelebileceği bir şey değil. Locke, Ben’in esaretinden kurulmak için, adanın umudu. Beni bu yönde düşünmeye sevk eden birçok şey var. “The Other Woman” da, Harper Juliet’e göründüğünde, tam olarak, kendisini oraya Ben’in gönderdiğini söylüyor. Bence bunu, her nasıl yaptıysa (gerçekten o değil de dumanın kılık değiştirmiş hali olmasına rağmen), Ben’in yaptığını düşünmek mantıklı. Ne de olsa Ben, Dan’i ve Charlotte’ı Tempest ‘ı kapatma görevlerinden alıkoymak için çok güçlü sebeplere sahip. Bu, benim, Ben’in Jacob üzerinde sandığımızdan fazla kontrole sahip olduğunu düşünmeye ilk başladığım andı. Bir sonraki uyanışım “Ji Yeon”da, Sayid ve geminin kaptanı, kara kutu hakkında konuşurlarken oldu. Özellikle Mr. Widmore’un, kara kutuyu enkazdan çıkarmak için ne kadar kaynak harcadığını belirttikten sonra “Enkaz bariz şekilde düzmeceydi. Şimdi, o büyüklükte bir tezgâhı ayarlayabilmek için ne kadar insan gücü ve para kaynağı gerektiğini hayal edebiliyor musunuz? Uçak enkazını güya çıkarmak için? 324 aileye, bir yalan üzerine kurulu acı çektirmek için? Ama daha da rahatsız edici olan, o 324 cesedi, kimin nerden bulacağı. Ve bu Mr. Jarrah, Mr. Hume, Benjamin Linus’ı istememizin onlarca gerekçesinden sadece biri.”

lost, charles widmore, industrialist

Bu açıkça Charles Widmore’un, Benjamin Linus’ın bu tür bir tezgahı düzenlemenin bir yolunu bulduğuna inandığını gösteriyor. Bence, Charles Widmore, bir süredir adanın var olduğuna dair bilgi sahibi ve bir şekilde, sahip olduğu gücü biliyor. Ve “Nasıl oluyor da, bilinmeyen bir yerin ortasındaki bir adada, küçük kaçık bir adam tüm bunları tezgâhlamak için kaynağa sahip olabiliyor?” diye sorabilirsiniz. Size şunu sormama izin verin. Eğer bu sihirli kutu Locke’un babasını adaya ulaştırabiliyor, bir sürü insanın bir uçak kazasından sağ kurtulmasını sağlayabiliyor ve Hurley’nin ve en azından ondan başka bir insanın daha anakarada Charlie’yi görmesine izin veriyorsa, Jacob ya da Ada ya da Sihirli Kutu denilen şeyin dünyaya, içindeki cesetlerle birlikte bir uçak kazasından kalanları göstermesi abartı olabilir mi? Enkaz orada değil demiyorum. Belki, sadece belki, gördükleri enkaz, gördükleri cesetler ve kaptanın odasında duran kara kutu, adanın uyarladığı şeylerdir diyorum.

Hala bunu okuyan biri var mı? Oh iyi, son cümleden sonra hepinizin okumayı bırakacağından ve beni, diğer bir deli gizemli teorisyen olarak değerlendireceğinizden korkmuştum. Kulağa ne kadar uzak geldiğini anlıyorum ve emin olun ben de olan bitenin tam olarak böyle geliştiğine tamamen inanmış değilim. Ama şimdiye kadar, enkaz düzmecesinin ardında Charles Widmore değil, Ben olduğu konusunda yeterince ikna olmuş durumdayım. Ve ayrıca bence Ben, Charles Widmore’un sahip olduğundan daha fazla gerçek dünya olanaklarına ve kaynağa sahip olamaz. Tasarrufundaki tek kaynak, bence, adanın gücünü kontrol etme yeteneği.

Charles Widmore’un Niyeti

lost, widmore inc

Charles Widmore’un gerçek niyetinin ne olduğu hakkındaki düşüncelerimi soruyor olabilirsiniz. İyi bir adam mı yoksa kötü mü? Sürekli olarak insanlara, iyi adam ve kötü adam rolleri biçmeye çalışmamızı ilginç buluyorum. Bence, gerçek hayatta, o şekilde tanımlanmış çok az insan buluruz. LOST’taki karakterler, özellikle gerçek hayattaki insanlara uygun şeklide yaratılmıştı. Bence, Ben buna iyi bir örnek. Hiçbir yönüyle iyi bir insan değil. Çoğumuzun kötü ya da ahlaki değil diye değerlendirdiği birçok şey yaptı. Buna rağmen, o, yüksek bir amaç ve daha iyisini gerçekleştirmek uğruna bu şekilde davrandığını iddia ediyor. Bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilemeyiz tabii ki, ama eğer doğruysa bile, bu, yaptığı şeylerin bahanesi olamaz ve onu daha iyi biri yapmaz. Sadece gerçekten inandığı bir yolda, ahlaki feragatte bulunduğu anlamına gelir. Benzer bir bakış açısına göre, ben Charles Widmore’un da iyi adam olduğuna inanmıyorum. Bence o, adanın, Ben’in kontrolünde olan güçlerinin peşinde ve bu güçleri kendi bencilce hedefleri doğrultusunda kullanmayı planlıyor. Kişilik portresiyle ilgili hissettiklerimin yanı sıra bunun da kesin bir kanıtı yok. Charles Widmore gerçek bir muhalif.

Adayı terk etmek ve tekrar geri dönme ihtiyacı

Oceanic 6’lısı ve Jack’le Hurley’nin neden geri dönmeyi bu kadar çok istedikleri konuları etrafında dönen büyük bir tartışma var. Ve Sayid’i Ben’in hizmetinde çalışmaya iten ne? Lost’un uzun zaman ayakta kalmayı başarabilen temalarından biri de kefaret. Ada, bir şekilde ödenmesi gereken kefaretle yüzleşme yeri olarak da tanımlandı. Bunu, adanın kazazedeleri en kötü halleriyle yüzleşmek zorunda bırakması ve yeniden başlamak için bir şansları daha olduğunu fark etmelerini sağlaması yoluyla anlıyoruz.
oceanic six, jack, kate, sayid

Tüm bunların sezon sonuna kadar gelişmesi esnasında, tam olarak ne tür olaylar olacağına dair bir fikrim varmış gibi davranacak değilim. Ama sonunda, bütün kartlarını açtıklarını göreceğimizi düşünüyorum. Bence Jack, Kate ve Oceanic 6’lısının geri kalan üyeleri, adadan ayrılmak için bir fırsat elde edecekler ama diğerlerini adada bırakmak zorunda olduklarını fark edecekler. Ayrıca, bu süreçte gemideki mürettebatın tamamı olmasa bile çoğunun ve kazazedelerin en az birkaçının öleceğini ya da öldürüleceğini düşünüyorum. Çok azının adada hala yaşayıp yaşamadıkları konusunda, kesinlikle merak içinde bırakılacağız ama en az iki ölümün gerçekleşeceği aşikâr. Sanırım Jin, o iki kişiden biri olacak.

lost, jack room

Bence, Jack’in adaya dönme arzusu, evvela diğerlerini adada bıraktığı için kendini feda etme ihtiyacı tarafından körüklendi. Widmore adayı biliyor ve asla peşini bırakmayacaktır. Ve eğer onu bulursa, Jack’in geride bıraktığı herkes ölecek. Bu durum, Ben’in, Sayid’in kendisine yardım etmesi için kullandığı bir baskı unsuru olacak. Sayid de diğerlerini geride bıraktı. Ve Charles Widmore’u durdurmak için Ben’e yardım etmeyi, diğerlerini geride bırakmanın cezası olarak yaşayacak. Sonunda, adaya dönme arzuları, arkadaşlarını Charles Widmore’dan kurtarma ihtiyaçlarından daha yoğun hatta belki de Ben’inkinden bile yoğun hale gelecek. Bu onların kendilerini kurtarma ve sonunda da kefaretlerini ödeme gereksiniminden dolayı gerçekleşecek.

Başta da belirttiğim gibi, bunlar sadece benim düşüncelerim ve dizinin şu ana kadar gelmiş olduğu noktaya dair fikirlerim. Bunları buraya yazmaya ve yorumlarınızı beklemeye karar vermem tam bir haftamı aldı. Kesinlikle bu fikirlerin hiçbirine saplanıp kalmış ya da kalacak değilim. Yazdıklarımın en iyi ihtimalle %10’unun doğru çıkabileceğini ve geri kalan %90’lık kısımda yanılabileceğimi biliyorum. Yazdığım her şeye karşı ya da onları destekleyici tüm yorumlarınız için minnettarım…


ideah demiş,

15 Nisan 2008 @ 17:06

yazını en mantıklı kısmı “Adayı terk etmek ve tekrar geri dönme ihtiyacı” başlığı altında yazdıkların sanırım. adanı gizemi, kara duman ve jacop konularında çok net fikirler üretmenin şu aşamada zor olduğunu düşünüyorum. ne söylenirse söylensin sadece tahmin derecesinde kalıyor. zira bu gizemlerin çözülmesi dizinin felaketi anlamına gelecektir. bu yüzden son sezonun son bölümüne kadar bu gizemler korunacak gibi geliyor bana, tabii yanılabirim de…

lostman demiş,

15 Nisan 2008 @ 17:46

Bence herşey Aeron da düğümleniyor. Medyum asla Claire den başkasının çocuğu büyütmemesini istemişti. En son çocuğa Kate bakıyordu. Önümüzdeki bölümde de neden Claire ın çocukla birlikte adadan kurtulamadığını görücez.Ufak bir tahmin daha: Kate Jack ile havaalanında buluştuğu sahne tekrar gösterilecek. Kate eve gidecek ve Aeron u bulamıycak.
Ayrıca bence Jin ölmedi. Mezar taşında ölüm tarihi 22 Eylül 2004 yazıyordu. Yani bu kazadan sonra ailesi tarafından veya Sun ın babası tarafından yaptırılmış olabilir. Sun ise bir daha Jini görme şansı olmadığını bildiği için, sanki ölmüş gibi çocuğunu ve kendini buna alıştırıyor.
Tabuttaki kişi ise bence Sawyer. Bunu da, herzaman kendisinden nefret edilcek şeyler yaptığı ve yine affedilmez birşey yapmış olacağı için, kimsenin cenazesine gitmek istemeyeceği tek kişi olduğunu düşünüyorum.

IamLOST demiş,

15 Nisan 2008 @ 19:46

öcelikle bu kadar uğraşıp yazdığın bu yazı için bu yazıda emeği geçen herkeze teşekkurlerimi iletiyorum.TEBRİKLER.

Şimdi öncelikle bende sana kara dumanın insan kılığına bürünme olayında sana tamamen katılıyorum.

Ayrıca Ben in jacob ı yönetmeside bana cok mantıklı geldi.

Ama benim şöyle bi fikrim var;bence gemideki herkez Ben için çalışıo ve charles widmor bence bu işin içinde deil.tamamen Benin düzmecesi.

Valla ben bu kadar yasdım yoruldum.Seni tekrar tebrik ediyorum

ginsberg demiş,

16 Nisan 2008 @ 09:55

valla çok mantıklı şeyler yazmışsın. onca çılgınca teoriyi okuduktan sonra hoş olmuş:) kara duman ve jacob konusundaki fikirlerine katılıyorum. yani kara dumanın adanın kişileşmiş hali olduğuna ve jacob ın benjamin in esiri olduğuna. adaya geri dönme ihtiyacı konusundada yanılacağını hiç zannetmiyorum çünkü pilot bölümünden itibaren kazazedeler hep adadan ayrılmaya çalıştı ama bize hissettirilen hep bunun yanlış olacağıydı. sonuçta dönmek istedikleri dünyanın hayalleriyle bi alakası olmadığını görmeleri ve ada hayatı idealine saplanıp kalmaları muhtemel bence.

işin aslı benjamin ve widmore savaşı yönünde ilerlerse dizi hakkaten canım sıkılacak. çünkü kazazedelerimiz şimdiden figüranlar haline geldiler ve ben bu yönde bi gelişme olmasındansa ada ve ada geçmişiyle ilgili konuların irdelenmesini tercih ederim.

lostman demiş,

16 Nisan 2008 @ 16:29

Adem ve Havva, Locke ve Helen olabilir. Çünkü Jackin cesetlerden bulduğu kesedeki siyah ve beyaz taşlar, Locke un tavla taşlarına benziyo.
Ayrıca tabuttaki kiş ile ilgili bir tahmin daha: Bernard olabilir. Bu da, Rose ile evli olduğundan zenci mahallesinde yaşamasını ve pek populer bir kişilik olmadığından kimsenin cenazesine gelmemesini açıklıyor.

ozguroz demiş,

17 Nisan 2008 @ 11:45

Black Smoke konusunda artık ortada teorilerden çok gerçekler var.Damn Lindelof ve
Carlton CUSE , mütemadiyen yaptıkları söyleşilerde black smoke’un başka formatlarda görünebildiğini adada gördüğümüz örümcek’in bile black smoke olduğunu söylediler.

Ancak adada gördüğümüz şeylerin gerçek mi yoksa hayal mi olduğunu ayırt etmemiz gerekiyor.Bu yüzden adadaki herşeye aha bu black smoke’dur da denemez.

Sitemdeki yazılarımda da hep aynı şeyin altını çizdim.Lost hakkında birşeyler karalarken başladığınız yere geri dönmeniz çok zor.Dinsel temalar , mitolojiye gidiş , bilimsel gerçekler arasında örülmüş harika bir senary var kuşkusuz.Senaryo skışıtığı zaman “dinde böyledir” , “bilim böyle der “,”mitolojiden aldık” diyebilir.

ginsberg demiş,

17 Nisan 2008 @ 14:44

tabuttaki locke bence. herkesi şok edecek, hiç umulmayacak bi ölüm. tam lost a göre……..:)

GOLLUM demiş,

17 Nisan 2008 @ 16:20

Siyah dumanın çeşitli kılıklara girdiği fikrine katılıyorum .ekonun öldürülüşü sırasında belirgin olarak görülmüştü.sahnede :eko ölmüş olan kardeşi yamiyi görür.yami ondan geçmişte yaptığı şeyler için günah çıkarmasını ister .eko ise yaptığı şeyler için üzgün olmadığını ,olayların kendisini mecbur bıraktığını söyler.bunun üzerine yami (benimle kardeşinmişim gibi konuşma )diyerek siyah dumana dönüşür ve eko’yu öldürür.

GOLLUM demiş,

20 Nisan 2008 @ 23:37

Burada özellikle beğendiğim bir fikirde ben-ada veya jacob ilişkisi .evet Ben adanın güçlerine hakim ama ada yada jacob ondan habersiz birşeyler yapabilirmi.yapmış mıdır .kahramanlarımız ince bir kader çizgisinden adaya geldiler .3.sezon başlangıcında görüldüki :ben onların gelişine hazırlıksızdı.ama jacobun haberi varmıydı .dahası onları oraya getiren kader çizgisinde jacob’un etkisi olmuşmudur ? mesela kate adada siyah atı gördü ve bu siyah dumandı diyelim .kate siyah atı ilk gördüğünde polis tarafindan yakalanmıştı .siyah atın yola çıkmasıyla kaza geçirmişlerdi bu sayede kate polisin elinden kurtularak kaçak hayatına devam eder.o zaman buradaki siyah at da siyah dumandır ve adanın yada jacobun kate’e yardımıdır.
Ada bu şekilde diğer kahramanlarımızın hayatlarınada müdahele etmişmidir .loched gibi 3.sezonun sonunda ben loche yi vurarak cesetlerle dolu çukura atar .bunun sebebi olarakta jacob’u duymasını gösterir ve çukurun başında loched’a- jacob sana yardım etsin-bakalım der .bu sezon öğrendikki kurşun onun böbreğine gelmiş ama kandırılarak babasına verdiği için hayatı kurtulmuştur .bu olay tıpkı desmont’ın charli’ye yardım etmesi gibi,seneler öncesinden jacob tarafındar ayarlanmışmıdır
ben- jacob rekabeti 2.sezon daki bazı olaylarada anlam kazandırıyor .adanın kaderi olduğuna inanan ilk kişi lochedir .bu olay onun geçmişiyle ilgilidir .sevgilisinden ayrıması ,sakat kalması gibi .aslında bu olaylarıda babası yaratmıştır .aslında lochenin babası sadece sıradan bir dolandırıcımıdır .adayla bir ilgisi varmıdır .belkide ben’in para kaynağı odur:)))neyse loched 2.sezonun sonunda kuşkuya düşer.onun inancını sarsan ise ben’dir .andarda kilit altında kaldıkları ve loched’ın kapıya sıkıştığı sırada tuşlara basmadığını söyler ve onu kuşkuya düşürür .hemen ardından eko devreye girer rüyalar görür ve loche’nin inancını sağlaması istenir .fakat başaramaz .ekoyu devreye sokan jacob yada ada olmalıdır.

necolas09 demiş,

22 Nisan 2008 @ 13:27

Valla yorum yapa yapa bi hal olduk bence bu dizi %50 dine dayalı.Seçilen isimlere bakın Benjamin(Bünyamin) Jacob(Yakub)’un oğlu doğru değilmi?Ben’in evinde Kur’an-ı Kerim vardı neden İncil,Tevrat veya Zebur değil? Bakın arkadaslar kim nederse desin ABD yapımı bir film veya dizi herzaman için kötü rollerde müslümanları kullanmıstır.(%75 kadar) Bence Ben kötü adam Widmore ve Locke ise kurtarıcıları olacaktır ve dizi bitene kadar Ben le savaşacaklardır.Benin Sayidle olan bağı onu ikna etmesidir.Zorunluluk hali değil.Ortaya çıkarılmak istenmeyen ada Dünya daki zaman diliminde değil.Başka bir zaman diliminde bunu D.Faradayın deneyinde gördük.Widmore dizi ye göre iyi rolde olacak ama BENCE iyi rol Benjamin’in ada kesinlikle bulunmaması gerekiyor.Oraya düşenlere gelincede onlar tamamen seçilmiş insanlar ve hepsinin getirilme nedeni adadaki insan ihtiyacı.Ölüm var ama doğum yok.Bunu karşılayabilmek için böyle bir yola başvurdu Ben.Onları dünyaya unutturdu.Ama bizim kahramanlar biraz zeki ve çevik çıktı.Ve sonrası…Fazla yorum yapmak istemiyorum eminimki hiçbirimizin yorumu tutmayacak.Ama şunu bilinki yaptığınız her yorum doğru nedenmi?Çünkü bu dizideki mesajları yorumlamanızı istiyor adamlar ve başarıyorlarda onun için yorumların hepsınde gerceklık var.Fazla kaptırmayın arkadaslar 8 bölüm sonra yine tatile girecek(en az 3 ay) onun için bu diziyi arka plana atın hobi olarak görün.Zamanınzı çaldım özürdilerim.İyi günler ve gelecekler sizlerele olsun…

ceroximo demiş,

23 Nisan 2008 @ 11:39

Yazdığın fikirlerin çoğuna katılıyorum ama nedense Ben ile ilgili olanlar bana hiçbirzaman mantıklı gelmedi. Doğru ve iyi bir amaca hizmet etmek için sert oynuyormuş gibi bir hali var bu adamın. En başta insanları kaçırdı, öldürdü, onlara testler yapıyor vs.. diye teoriler ürettik ama hepsinin keyfi gayet yerindeydi, hatta bizim lostilerden kat kat iyi durumdaydılar. Ardından dedik ki, bu kaçık adam neden direk olarak Jack’a kendisini ameliyat etmesini rica etmedi de acayip yollara baş vurdu- Jack’de ara sıra keçileri kaçırabilen bir karakter, dengesiz sallantıda bir yaşamı olmuş, Ben de Jack üzerinde kendi tarzını yarattı. Zorladı ve köşeye sıkıştırdı, hapsetti, psikolojik işkence yaptı,- ada hakkında soru sorma ihtimalini bile bırakmadı- son olarakta Sawyer ve Kate birlikteyken kameradan görmesini sağladı. Ben’e kötü demeyelim de tarzı faklı diyelim:):) Hem ne demişler: Kötü insan yoktur, köşeye sıkışmış iyi insan vardır:)

Lock’u vurma sebebi de bence kontrolü elinden kaçırdığını hissetmesiydi. Sadece onun kontrolünde olan Jacop Lock ile konuşmaya çalışmıştı. Ama adanın ya da Jacop’un kerameti ile Lock olmayan böbreğinden vuruldu, ve belki de adanın yarattığı Walt hayali ile çukurdan çıktı.

Çok da düşünmemek lazım, nasıl olsa her fikir ve teori yanlış çıkacak.

Bir de unutmadan, Kara duman ile Jacop un aynı şey olduklarını düşünüyorum. Jacop bir şekilde kıstırılmış durumda ve adayı duman sayesinde yönetiyor. Bu fikri taşımamdaki sebep de Jacop un kulübesinin çevresinde, Jacop u içeride tuttuğunu düşündüğüm toz ve kara duman ı kamptan uzak tutmaya yarayan manyetik duvarın benzerliği. Adadakiler de Jacop tan korkuyorlar ve uzak durmaya çalışıyorlar.

new lost fan demiş,

23 Nisan 2008 @ 15:43

adadakilerin soyadları ve isimleri cok ilginc.
bunu da mı bilerek yapmıslar? jackin soyadı “çoban” dövmeleri de liderlikle ilgiliydi.

locke, rousseu, bünyamin, seyid, yakup, david var mı hatırlamıyorum… hep tarihteki unlu simalar.

Bu arada ismini hatırlamıyorum gercek others olan biri vardı ( benin kucuklugunden beri hic yaslanmamis)julliet’e ilk işi teklif eden kisi locka yardım etti babasını oldurmesi için . lockun babası olarak gordugumuz sey de black smoke olmasın. yoksa gercek sawyerin orda ne isi var.

tabuttaki kesinlikle sawyer degil jack gidecegine kate giderdi cenazesine. ayrıca sawyerın daha sozlesmesi varmıs beyazshow da oyle soyledi:)

Bu arada insalalh final su sekilde bitmez: jack babasıyla yasadigi olaydan sonra iyice alkolik olur kafayi yer ve hurleyle aynı hastanede o da vardır ve hepsi bunun hayal dunyasından cıkar ya da babasi kafayi yemistir onun hayal dunyasindadir. christianın jake, clair, aeronla, sawyer, ana lucia gibi onemli karakterle ile ilgili biri olması ilginc.

Allah bilir Christina , Jackin babasi dharmanın kurucularından da cıkar.

charlieanddamlaa demiş,

26 Nisan 2008 @ 10:50

ben katılmıyom çünkü kate siyah atı gördüğünde bunu onla beraber sawyerde gördü ama bitek hurley charlie yi gördü yani charlie sadece hurley e göründü

GOLLUM demiş,

27 Nisan 2008 @ 00:12

akıl hastanesinde bir delide charliyi görmüştü.hatta hurleyin ,charliyi farketmesini sağlayan bu delidir.bölümü seyrederken, bu delide bir rüyamıdır.gerçek midir diye merak etmiştim .
hurleyin giderek önemini arttıracağı görülüyor .bu sezon sun ve bebeğinin yanında görülmeside ilginç parasıda var. geri dönüşü organize edebilir.hurleyin jacobla bağlantısıda açığa çıkıyor .

GOLLUM demiş,

27 Nisan 2008 @ 00:47

Adada herşeyi ben kontrol etmiyor.en azından böylesi daha eğlenceli diye düşünüyorum.ben jacobu tam anlamıyla kontrol edemiyor .lochedın ayakları iyileşirken ben’de tümör çıkması vb olaylar bununla ilgili .belkide jacob ben’in şiddet içeren davranışlarını fazla onaylamıyor.bence jacob kişilere sadece yol gösterebiliyor .onların davranışlarına tam olarak hakim değil .
başlangıçta ben’e adanın gücünü nasıl kullanacağını o öğretti .fakat benin tüm davranışlarından sorumlu değildir ve beni kontrol edemez .locked-eko gördükleri rüyalarla yol gösteren jacobdur .benle jacobun stilleri farklıdır. jacob genellikle rüyalarla bazen baygın kişilerin konuşmalarıyla ,hayvanlarla kahramanlarımıza görünür .ben ise siyah dumanı kullanır fısıltılar yoğundur genelde wat’ın görüntüsünü kullanır ve ölümcül olaylar olur.bunlar ise ben’in işidir .

azmi demiş,

12 Mayıs 2008 @ 09:22

3. sezonun son bölümünde jack’i sakallı bir vaziyette görüyoruz.. ve bir sahnede yatağında haritalar vs. ve kate’i arıyor ve buluşmak istediğini söylüyor ve son sahnede de adaya geri dönmeleri gerektiğini söylüyor.

bunu bir kenara not edelim..

4. sezon ilk bölümde hurley’i hastenede ziyaret ediyor.. sakalsız bir halde.. oyun esnasında hurley jack’e diyorki “sakal bırakmalısın”

bu replik dikkatimi çekti.. demekki 3. sezonun son bölümünde gördüğümüz sahneler çok daha ileriki bir bölmüme ait flashforward. 4. sezonda sanırım jack’i o duruma getirecek gelişmeler yaşanacak.

dikkatinizden kaçmamıştır.. milles diziye dahil olduğunda bir eve gitti bir kadından 200 dolar karşılğında torununun ruhuyla ilgili bişeler yaptı.

hemen hatırladınız o sahneyi.. o kadın walt’ın büyük annesi değilmiydi? yani michael’ın annesi.. sonraki bölümlerde michael walt ziyaret ettiğinde görmüştüm..

yoksa yanılıyormuyum..

memo demiş,

17 Mayıs 2008 @ 15:04

jackin kate adaya geri donmeliyiz deme sebebi hurley gibi chalie yada babasinin hayaletlerinden kurtulamamsi adadan bence adanin izni olmadan gidiyorlar o yuzden ada asla onlarin pesini birakmaz onlar geri donene kadar gitmelerinede sırf aoran icin ve sun in bebegi icin istiyor cunku farediyoruzki adadaki erkekler harap hallere dusuyor ancak kate gayet huzurlu sunda jin in olmesinden baska bir problemi yok

UykusuzFiL demiş,

25 Mayıs 2008 @ 12:59

ben’in adaya hükmedebildiğini 9. bölümde bir odaya girerek simsiyah bi halde çıkması sonrası,kara dumanın gemiden gelenleri tarumar etmesinden anlayabiliyoruz..

“azmi” walt’un büyük annesi tespitin aklımı karıştırdı,dönüp milles’ın büyü yaptığı o bölümü izliycem şimdi :S

13 demiş,

28 Mayıs 2008 @ 17:12

Selam,
Ben sizler kadar eski değilim bu dizide. Yazı ve yorumlarınızı okudukça bunu daha iyi farkettim. Benim diziyle tanışmam bir tür “hızlandırılmış kurs” düzeyinde gerçekleşti. Fakat görebildiğim kadarıyla teorilerimiz (bendeki eksik detayları bir kenara bırakırsam) birbirinden pek uzak değil. Siyah duman konusunda eğer D.R.Koontz okumayı sevenler varsa aranızda (yanlış hatırlamıyorsam “Soğık Ateş” gibi bir şeydi romanın adı) bir çağrışım yaptı bende. Kişi, farkında olmadan çevresine yaydığı enerji ile bir çok şeyi etkileyebilmektedir. Siyah duman’ın ortaya çıkışındaki detaylara bakacak olursanız sanki verdiğini alır gibi tüm karşılaşanlar. Ve, daima kişiye özel yapılanmalarla, anılardan malzeme edinerek karşılarına çıkıyor. Çoğunlukla çaresizliğin - pişmanlığın yansıması gibi. Yani şekil alabilme özelliği olduğuna kesinlikle katılıyorum. Bunu bilimsel temele yaklaştırılabilecek olan kısmı ise, ortamda bulunduğunu düşündüğüm olağanüstü manyetik etki(ler).
Bir de Stephan King’in Kara Kule serisindeki bazı detayları küçük küçük de olsa anımsatıyor bu tür detaylar.

murat demiş,

4 Haziran 2008 @ 12:07

bence ne yazarsak yazalım ne teori ortaya atarsak atalım dizi çok farklı bir yer gidyor çünkü bu senarist kadrosunun ne yapacağı belli değil tamamen beyin fırtınası yapıyorlar :D

JustMyCaLF demiş,

11 Haziran 2008 @ 11:35

ginsberg demiş,
17 Nisan 2008 @ 14:44

tabuttaki locke bence. herkesi şok edecek, hiç umulmayacak bi ölüm. tam lost a göre……..:)

Tabuttaki locke olsaydı jack kate ile buluştuğunda ona cenazeye neden gitmediğini sormuştu oda kızgın birşekilde neden gitmeliymişim? diye cevap vermişti. Locke kate’ e bunu söyletebilecek kadar ne kötülük yapmış olabilir? ayrıca locke biraz zor ölür..

mk demiş,

15 Haziran 2008 @ 01:53

ben de diziyi izlerken o kadar çok öngörüde bulundum ki hem de farklı farklı senaryolar ile… tamam işte benim dediğim gibi olacak derken hiç biri çıkmadı cok farklı şeyler çıktı… bu dizide en çok beğendiğim çok basit olan bir olayın çok ileriki bölümlerde farklı bir olaya bağlanması… Umarım bizim senaristler de izliyordur ders çıkarmak için bu diziyi…

austen35 demiş,

1 Temmuz 2008 @ 10:25

bence bu diziyi izleyip bu siteyi bulup yorumlar yapmak bizim kaderimizde vardı.bence lost un yayınlanmamıs fotolarını değil de senarislerin üzerinde beyin fırtınası yaptığı yayınlanmamıs senaryoları bulmak gerekiyor.ne manyak olurdu.

Sercan demiş,

8 Temmuz 2008 @ 01:15

ben ce işin başı jakob ben bile eski bölümlerde bir şey için hatırlamıyorum ona gitmişti lock ın ısrarıyla herhalde eski sezonlarda.ozaaman bile jakob varsa ki lock içeriye girdiğinde o esrarengz sesler duyarak kaçmıştı.Vede bu son bölümde michael e patlamadan önce belirdi.bana kalırsa o siyah duman jakob

nazlı13 demiş,

15 Temmuz 2008 @ 16:37

ben adayı yöneten adam buna katılıyorum.ama lockeun ondan daha iyi olduğunu söyleme.çünkü lockeun tek avantajı vicdanı.ben jacobu esir almış bu da gerçek kesinlikle jacob öyle bir durumdaki lockdan yardım istedi.ama benden bağımsız da hareket edebiliyor olmalı en azından kabin yer değiştiriyor .dumanı bir şekilde çağıranda bendi adayı taşıyan da.
düzmece uçak hakkında bir fikrim var ama doğru olduğunu sanmıyorum.bence widmoreun işi ve widmore dhrayma mı ne yazmayı beceremediğim o girişimin asıl arkasında olan adam.bir şekilde benle bağlantısı vardı aksi taktirde 4.sezonda sahip olduğun herşeyi benden aldın demezdi bene.ben adayı taşıdı yani widmorea ait olan birşeyi ve şmdi adam adayı arıyor geri istiyor.saçma ama bir ihtimal.

yasin0683 demiş,

20 Temmuz 2008 @ 19:15

arkadaşlar bu yorumlar çok güzel ama ben 13-14 sezonları izledim tabuttan con lock çıkıyor ayrıca saidin bene çalışmasının nedeni nadia nın öldürülmesi benim anladığım kadarı ilede bu işte benin eli var ben şahsen lostu yazan kişlerle tanışmak isterdim neticede böyle bir kafa böyle bir düşünce böyle bir kurğu helal valla 5 günde başından kalmadan tüm sezonları izledim bir dizi bukadar mı bağlayıcı olur pes valla bana biraz hayal perest vs diyebilirsiniz bende bir kaç tahminde bulunmak istiyorum bence ada uzaydan düşen bir uzay mekiği neden diyecek olursanız normal bir yer ışınlanabilirmi nekadar mucizevi olursa olsun gerçek hayattada sonuçta bazı hastalıklara iyi gelen bazı manevi atmosferli yerler bulunmaktadır. tabi bu adadan bukadar basit bir şekilde anlarılamaz dediğim gibi beni hayal perest olarak yorumlayabilirsiniz mesela dizide 2 karekter var bunlar hiçmi yaşlanmaz isimlerini şuan hatırlamıyacağım ama birisi zenci con lock a babasının dosyasını veren adam benin babasını öldürdükten sonra vede çocukluğunda araştırma istasyonundan kaçınca karşılaştığı beyaz şahıs bu uzay mekiğinde insanları araştrıyolar :d

sayidsever demiş,

22 Temmuz 2008 @ 16:28

charlie sadece hurley’ye görünmedi yani hurley için hayal ürünü bir görüntü değil çünkü hastane bahçesindeki başka bir hasta hurley’ye sesleniyordu şu karşıdaki adam seninle konuşmak istiyor diye, yani başkaları da görebiliyor, black smoke kişilerin suretine giriyor olay bu, zaten mr ekonun ölmeden önce kardeşi olarak konuştuğu yemi’nin black smoke olduğunu yapımcıları bile açıkladı.

mr.eko charlie demiş,

24 Temmuz 2008 @ 12:32

LOST UN 4. SEZON SON BÖLÜMDE TABUTTAKİ ADAM GÖZÜKÜYOR BU KİŞİ DE JOHN LOCKE KİMSE CENAZESİNE GELMİYOR ÇÜNKÜ AÇIKLANMAYAN BİR NEDEN DEN DOLAYI İHANET ETMİŞ

Sabriye Köroğlu demiş,

14 Eylül 2008 @ 02:14

arkadaslar John Locke ‘un gercek hayattan bir karakter oldugunu biliyor muydunuz? ben de Adam Fawer’in Empati adli kitabindan bunu ogrendim ve cok sasirdim. Sonra felsefe kitaplarindan ve http://tr.wikipedia.org/wiki/John_Locke baktigimda John Locke’a ait degisik bilgiler buldum. siz de bakin isterseniz. ornegin John Locke 29 Ağustos 1632 — 28 Ekim 1704 tarihleri arasinda yasamis.Locke’un eserlerinden bazilari “İnsan Zihni Üzerine Bir Deneme” ve “Yönetim üzerine İki Deneme” ymis. Görüşleri ve savundugu konular : Zihinde doğuş­tan düşünceler bulunmadığı ve bilginin DENEYIMDEN üretildiği ilkelerini mekanik bir gerçeklik görüşü ile birleştirilmis olmasi. Modern felsefenin tavrına uygun olarak, felsefesinde öncelikle bilgi konusunu ele almış. O İnsan bilgisinin sınırlarına ve kap­samına ilişkin araştırmasında, İnsan zihninde idelerin nasıl ortaya çıktığını araştırmis. Ona göre, İnsan bilgi sahibi olan bir varlıktır. Başka bir deyişle, o insan bilgisini açıklanmak durumunda olmayan, apaçık bir olgu olarak alır.
ILGINC DEGIL MI?

sayidsever demiş,

14 Eylül 2008 @ 13:14

Haklısın Sabriye Köroğlu, ben John Locke’ın “İnsan Zihni Üzerine Bir Deneme” kitabını okumuştum, zaten “tabula rasa” diye bir bölüm de vardı birinci sezonda, bu terim de Locke’ın felsefesinden gelen bir terim, zihnin “boş bir sayfa” olarak dünyaya geldiğini savunur fakat ben dizideki John Locke’ın bu düşünceyi temsil ettiğini düşünmüyorum.

ada demiş,

20 Eylül 2008 @ 22:48

aslında bu kadar ayrıntıya takılmamak lazım ama ben kesinlikle senaristlerin tabula rasadan etkilendiğine inanıyorum ayrıca jack ilk bölümlerde iyah ve beyaz taş bulup cebine koymutu onlar sonra ortaya çıkmadı nededini bilen varsa lütfen yazsın bende ayrıntılara takılmadan yapamıyorum

gÜlÇiN demiş,

27 Eylül 2008 @ 21:53

ya arkadaşlar walt öldü mü yani yaşıo gibi gösterilip aslında ölü mü?? :S annamadım?!

miley demiş,

29 Eylül 2008 @ 13:07

ya tabuttaki locke ve son bölümde jack adaya dönelim dedi ve ben dediki lockeu göstererek onuda almalıyız adaya dönünce locke canlanıncak çünkü jackin babasına öle oldu. locke oceanic ten kurtulamadı demişlerdi yni ölenler arsındaydı ve o yüzde jeremy yasıdu tabutun üzerindeki isim şeyinde…

ı think lost isthe best show in the world an sawyer is so cute ı am waiting new parts very long time and ı think walt wasnt dead.and the end of the show ı think des gonna be dead…

enes demiş,

1 Ekim 2008 @ 22:03

Bu adadaki herşey tamamen düzmece değilse… Bu karakterlerin hepsi geri dönüp kaderi ile yüzleşecektir… Eminim

SeeYouin,AnotherLifeBrother demiş,

4 Ekim 2008 @ 23:12

izlediklerimiz hakkında herkesin benzer görüşleri var? ya henüz izlemediklerimiz..? gösterilip geçiştirilenler..?? o kadar yorum okudum hiçbirinde adanın göbeğinde duran korsan gemisine yer verilmemiş.. o geminin orda işi ne? ada zamanda yer değiştirirken birden geminin altından mı peydah oldu da gemi orda kaldı? (%90 olabiler) dinamitlerle karadumanın alakası ne? charles widmore’un büyük büyük büyükdedesi ile adanın bağlantısı mı varda widmore’un adadan haberi var, ne diye adayı kendi malı olarak görüyor? ya 4 parmaklı heykel..?? bla bla bla…

yasemin antalyadan demiş,

14 Ekim 2008 @ 15:37

kader değişir mi?Nasıldeğişir?Olayı bilmekle yada geçmişe gitmekle değişebilir mi*
Bir teoriye göre Lostun amacı Kaderi sınamakmış ve Richard Lockun değişmediğini görünce o yüz ifadesini takınıp çekip gitmiş..
Zaman olayıda kaderi değiştirmek içinmiş.Tekrar tekrar gelmeler yada döngü de bu sebeble imiş.
Olabilir belki Losun Teması budur ama bence kader değişmez yani yılan broşlu kadının da dediği gibi kendini düzeltir bence.Geçmişe gitmekle olamaz zaten geçmişi değiştirirseniz geleceğide değiştirirsiniz o zamanda sabit bir sonuç yani kader olmaz ortada.Her tepki etkiyi de doğurur beraberinde.

zaman ve boyut değişirmi? Zaten biimsel olrak teoride mümkün ki zaman zaten göreceli(danielin jack e cevabı gibi)ama aynı anda farklı boyutlarda olunmayacağına göre belki geçmişe gidebimk için asıl boyutunuzda ölmek gerekiyodur yada geleceğe gitmek isteyen birisi o gelecekte ölmemiş olmalıdır gibi..
yada ölenler her boyuta zıplıyodur çünkü bedensizdirler gibi..

o zaman ada zamanda geriyse ve o adada ölenler aslında orjinal boyutta yaşıyorlarsa ki fısıltılar ve rüyalar yoluyla gelme sebebi olabilir yda çarlie nin’I am also here’ demesi gibi..

bide boyut değişimiyle ne kadar geriye yada ileriye gidilebilir?
yani mesala antik çağa yada 200 yüzyıl sonraya gidilebilir mi?yoksa insan ömrü kadar mı yol alabilir?

bide tabula rasadan dolayı zhin yükleme teorisi var ki bu hiç olamaz bence yani o adadakiler aslında onlar değil yüklenen anılar zihinler.Doğru beyin yıkama zihin yükleme bilimsel veriler hele o gökten inen erzak neyse onu yiyip içiyo bizim ada sakini ki katkılı haplı olabilir ama genede bilinçaltı olayı var ki çok baskındır muhakkak su yüzüne çıkar er geç zaten kahramanlarımız dış dünyayada kavuştular yani gördükki onlar gerçekten sun kate vb yüklenen zihin değiller.

yasemin antalyadan demiş,

14 Ekim 2008 @ 15:49

kesin olan tek şey adadan gitmemeliydiler Benin yalan dolanı inadı bu yüzdendi yoksa hernekadar sahtekar da olsa onlarıo öldürmek amacında değildi Ben ki bunu istese zaten ilk günden yapardı ama o çocukları kaçırıp ev hayatında yaşattı ama Windmore onları öldürmek amacındaydı ki Abondonen Naomiye’there are no survivors’ demesi ihtimali değil emri belirtiyordu.

yasemin antalyadan demiş,

14 Ekim 2008 @ 16:25

yasin e katılıyorum bende Benja nın sırıtışından anladımki Benjanın Nadyanın ölümüyle ilgisi var ama Benja Nadyayı boşa yoketmez (benja ben bir savaşta yapmam gerekeni yaparım ama masumları öldürmem demişti) ki Nadyayı öldürdü ise Nadyada da bi iş vardır(ki sait Nadyaya senin ailenin zenginliğine rağmen diye bişeyler söylüyodu yani Nadyanın babasıda kodaman olabilir ve Nadyada basit bir kadın değil militan bir kadın dikkat)

yasemin antalyadan demiş,

14 Ekim 2008 @ 16:36

ya NAOMİ P enynin adamıdı resim ondan ondaydı ve naomi ısrarla sizi kurtarmak için dedi bence Abondonene baskı altında’ok’ dedi Penny Charlieye ‘who is Naomi ‘dedi çünkü o zaman daha geçmişteydi ada geçmişte ya dicem ama Penny adada değildiki Tıpkı Des le penny nin gemide telle konuşması gibi..Yani des geçmişte ama Penny 2004 de idi belki de aynı şey penny ve Charlie konuşurkende oldu ve Penny tabiki Naomiyi bilemedi.

yasemin antalyadan demiş,

14 Ekim 2008 @ 16:57

bide Amerikalı zenci kadın neden Rusca bilirki çatır çatır?
Benja nın Türkce falan bilmesi gibi sebebsiz olamaz.
Aynen Charlotte nin Korece bilmesi gibi..
Kimse kökeninde falan yoksa sebebsiz rusça korece tükçe öğrenmeye çaba harcamaz bence..

ha bide Daniel haberde ağlarken garipti çok hisli ağlıyodu ve bimiyorum! diyordu acaba bu danyelin FF miydi ki ?

Benja kendi windmorela Adayı bulma yarışında iken bizimkileri adaya nasıl götürecek ki?!

Sawyerın kızı var yani adam ok o zaman tavşanlar gibi oldukları halde Kate nasıl hamile kalamıyo ki kocasından da kalmamıştı yani Acaba Kate kısr mı?

Jin in VE des İn babaları kim?Saitin babası da askermiş ama neden bu babalar hakkında bilgi yok eğer olay baba sorunuysa?

ha bide 1.bölümdeki Pilot harbi öldü mü yoksa tıpkı Shannon un parçalanmış hali gibi o parçalanmış pilot damı hayaldi?

olay kaza değil belliki ama 16 kişi için nerdeyse 300 kişiyide öldürmek ne ki?bunu windmoreun bile yapcağını sanmıyorum bide o ölenlerin çoğu gömülemedi bile ki belki canlansın Jack yakmıştı cesetleri…

ha Vincet gerçekten Köpekmi?yada ben harbi paranoyak oldum bu diziyle resmen

nesifer demiş,

17 Ekim 2008 @ 13:12

NADIA niye öldürüldü

yasemin antalyadan demiş,

20 Ekim 2008 @ 13:42

ÖNCELİKLE DÜŞÜNÜYORUMDA BU JAKOP ACABA VARSAYILDIĞI GİBİ İYİMİ?YANİ NİYE BUNU SANIYORUZ Kİ*HEM WİNDMORE UN ADADAKİLERİ ÖLDÜRECEĞİ FİKRİNE SAPLANMIŞIZ AMA NEDEN Kİ?BEN Bİ LAF ATTI LOSTİLER DE BİZDE SAPLANDIK ESASEN ADADAKİLERİ ÖLDÜRME İLİNİ YAPARSA EĞER BEN YAPAR Kİ GEÇMİŞTE YAPTI DA ZATEN..
YANİ HEP VARSAYIMLAR YAPTIĞIMIZI VARKETTİM DÜN DE BİR DE TERS DÜŞÜNMEK İSTEDİM ACABA VARSAYIMLARIMIIZ TERSİ ÇIKSA NASIL OLUR DİYE..

daniell demiş,

30 Kasım 2008 @ 23:38

yasemin antalyadan
doğru olabilir söylediklerin ama widmore bana hiç sıcak gelmior:)

BaRisssi demiş,

19 Aralık 2008 @ 19:32

arkadaşlar dizideki izlenimlerime göre benjamin hakkında 2 yol var;

1- benjamin o kadar güvenilir bi insanki her söylediği doğru ama sadece sorulara doğru cevap verir sormadığın sürece seni ilgilendiren bişeyi bile çıkarı olmadan söylemez ama her zaman sözünde durur bu ilk şık…

2-benjamin o kadar iyi yalan söylüyorki hiçbiryerden açık vermiyor böylece hiç açık vermediği için söylediği yalanlar doğru olarak algılanıyor olabilir…

ama benjamine kötü adam gözüyle bakanlar olmuş benjamin adayı neden elinde tutuyordur ada harbiden bulunmamalımı bilinmez ama, benjamin amaçlarına ulaşmak için herşeyi göze alan birisi, bu benjamini kötü yapmaz çünkü çoğu insan sadece amaçları için yaşar ama ne kadar gözü kara bile olsa bu amaçlarını yapanmayanlar olur. benjaminin elinde bu amaçları yapabilmek için süper bir zeka ve güzel planlar var neden kullanmasınki?

efe demiş,

27 Aralık 2008 @ 04:26

hatch aslında adanın zamanını geriye alan ve sürekli adayı aynı tarihte tutan bir zaman makinasıydı. diğer bir değişle adanın her 180 dakikada bir 180 dakika geri alınarak 2000 yılında kalması sağlanıyordu. uçak ise adaya 2004 yılında düştü ve aslında bütün kazazedeler ölmesi gerekirken adanın zamanı 2000′de olduğu için yaşadılar. ölmediler. çünkü onlar 2004 yılında ölü, uçak o tarihte düştü. uçak kazasından o kadar insan nasıl kurtuldu? diye feryat edenlerin cevabı işte burada. aynı şekilde adada kimsenin hastalanmaması veya hastalıkların iyileşmesi veya fiziksel olarak birisi ölse bile ortada ruh hâlinde dolaşması hep buradan geliyor. yani onların da cevabı var. rose örneğini ele alırsak, 2004 yılında kanser hastası olduğu halde 2000 yılında hasta olmadığı için adada sağlıklı olarak yaşıyor. vadeleri henüz dolmadığı için, jack’in kendisini öldürmeye çalışırken tom’un ona söylediği gibi, “ada ölmelerine izin vermiyor” ve jack örneğindeki gibi dolu olduğu halde silah ateş almıyor ya da jack köprüden atlamaya çalışırken arkasında bir trafik kazası meydana geliyor ve dönüp yaralılara yardım ettiği için ölmekten kurtuluyor. peki adanın zamanı 2000′de sabit olduğu için herkes ölümsüz mü? değil. gidip bir uçurumdan atlayıp fiziksel olarak kendini öldürme ihtimalin var ama ruhun ortalıkta dolaşacaktır. tabii hatch patladıktan sonra adanın zamanı da 2000 yılından ileriye doğru saymaya başladı ve adadaki zaman ilerlediği için bütün kazazedelerin 4 seneden daha az ömrü kalmış durumda. 4. sezonun finalinde jack’in adaya götürmeye teşvik için “biliyorsunuz” demesi ile anlatmak istediği de ölü olduklarını bildikleri… nafile yani, adaya dön dönme fark etmez hepimiz yolcuyuz diyor. flashforward’ların geçtiği zamanda öğrenmişler durumu.

hatch patladıktan sonra desmond’ın zamanda yolculuğa başlaması, ben’in adanın gücünü kullanarak zamanda yolculuk yapması ya da adanın hiro nakamura gibi kendini ışınlaması da bu açıklamayı güçlendiren detaylardan.

rabbit demiş,

7 Ocak 2009 @ 14:01

Tamamen okudum yazılanları fakat pek katıldığımı söyleyemem. Sadece Siyah Duman hakkında ki düşündüklerin banada mantıklı geliyor. Fakat bazı soruların cevapları için daha çok erken. Bilindiği üzere dini tarihte Benjamin (Bünyamin) Jacob (Yakup) un oğludur. Ben aralarında böyle bir bağlantının olduğu inancındayım. Ayrıca Charles Widmore Benjamin ile yüzyüze konuştuğu sahnede o ada benimdi yine benim olacak diyordu yani adanın özelliklerini biliyor değilde o adada yaşamışlığı var diye düşünüyorum. Belki de o da adanın yerini dğeiştirmek zorunda kaldı ve tekrar geri dönemedi. Ayrıca bu dizinin kilit atamının Richard olduğu düşünüyorum. Lock’ın küçüklüğü Ben’in küçüklüğü ve şuanki hali sürekli aynı bunu farketmemek mümkün değil. Ve 5. sezonun ilk bölümlerini izleyen eleştirmenler 4 sezonda çok az karşılaştığınız süpriz birinin olacağını söylemişti bununda Richard olduğuna inanıyorum.

cengiz demiş,

24 Ocak 2009 @ 06:04

bence lost
kuantum fiziği
genel görelilik kuramı
hinduizm
dharma

başlıkları altında ilerliyor bu kelimeleri araştırmak gerekir

bilim ile din ayrılmıyor 21.yy felsefesini anlatılıyor burda (kuantum fiziği)

örn: Erwin Rudolf Josef Alexander Schrödinger (12 Ağustos 1887 - 4 Ocak 1961), Avusturyalı fizikçi. Kuvantum mekaniğine olan katkılarıyla, özellikle de 1933′te kendisine Nobel Ödülü kazandıran Schrödinger Denklemi’yle tanınır.

Schrödinger, birleşik alan teorisi ve genel görelilik kuramı üzerinde çalışmaya devam etti. 1961 yılında yayımlanan son kitabı Dünya Görüşüm’de hinduizm felsefesine oldukça yakın olan kendi dünya görüşünü anlattı.

ayrıca bir kaç bilgi daha ucak 22 eylülde düştü.

22 eylül Michael Faraday’ın doğum günü 19. yüzyılın en büyük bilimadamlarından biridir. Elektromanyetik indüklemeyi, manyetik alanın ışığın kutuplanma düzlemini döndürdüğünü buldu. Elektrolizin temel ilkelerini belirledi. Klor gazını sıvılaştırmayı başaran ilk kişidir ve elektrik motorunu icat etmiştir.

başka bi rakamda 108 dakikada bir basılan buton ve 108 gün sonra kurtuluş

Upanişad, Hinduizm’in felsefi ve daha çok mistik yapıdaki kutsal kitaplarıdır. ve 108 adetdir

bu dizide din ile bilim ayrılmaz kahramanlarımız din ile de ruhsal yönden yenileninceye kadar bilim ile zamanda yolculuk yaparlar

yapımcıların söylediği gibi dizi bir pazıl

redondo demiş,

13 Şubat 2009 @ 12:06

efe,düşüncene göre ada hastalıkları iyileştirmiyor sadece zamanda ki geriye gidişten dolayı 2000 yılındaki durumlarına tekrar dönüyorlar.peki jin ne olacak! jin ozamanda kısır olduğuna göre iyileşemez.yani çocuğun babası da olamaz

lost bence süper demiş,

15 Şubat 2009 @ 20:51

ginsberg süpersin walla dediğin gibi tabuttaki kişi locke cıktı:D nerden de bildin baska tahminlerin warsa paylas walla:D:D:D:D

lost bence süper demiş,

15 Şubat 2009 @ 21:39

kilit isim daniel bence… adam zaten fizikçi ada hakkında cok sey bilio,tahminleri doğru cıkıyo ve faresi elioise miydi neydi onda bi deney yapmıstı zamanda yolculuk hakkında işte bence daniel bu yaptıgını bi şekilde adaya daha onceden kazandırmıs.yani o fareyi nasıl zamanda iler yolladıysa bunu artık bi makine mi yapmıs ne yaptıysa bıu parlamaların olmsının temelinde daniel war… ve zaten adam daha onceden dharma zamanlarında adada bulunmmus bi insan,,gorduk…en azından zaman konusunun bi şekilde daniel’a cıkacagını düşünorum
birde……… su ben’in evinde kuran-ı kerim olayı! bünyamin yakup benzetmesi bilmem walla bana mantıklı gelmedi ama olabilirde:D:D bu dizide mantık aramak da cok mantıksızca bi hareket olsa gerek:D:D:DD:
benjamin kesilikle kotu bi insan değil bence bi yönetici gibi düşünmek lazım “ada”yı ve insanlarını bi şekilde korumaya calısıo olabilir…en azından juliet’i:Dsırılsıklam asık kadına:D:D
herneise artık su 6. sezon gelsin yeter yha:S:S ve 6. sezonda bn en cok claire ‘a ne olduğunu we aaron meselisinin ne olcagnı merak ediom:S o cocuk kime anne der o claer oryaya cıkınca ve jack’in claeir ile karsılasması:D bide bakıyomussunuz “kardesim,gel buraya nerelerdeydin sen bunca yıldır ah yanıbasumdaymssın gelde hasret giderelim” dermiş :P:P:P=:P:PP::P:P
iice türk filmi meselesine bağladım heeeeeee:D

Surrera911 demiş,

19 Şubat 2009 @ 16:05

Jacobun adanın fiziksel yansıması olduğu konusunda bende aynı şeyleri düşünüyorum.Hatta jacob’ı ilk gördüğüm anda bunu düşündüm.

gÜlÇiN demiş,

21 Şubat 2009 @ 00:27

Surrera911

olabilir..

nunuk demiş,

31 Mart 2009 @ 10:41

arkadaşlar siz hala gelecek vede geçmiş arasında takılıp kalmışsınız,lost dizisi sizin düşünce makanizmanızı inanın bu şekilde kırıyor,aslında çok karmaşık deil,bakın ben senarist olsam kesin şu şekilde bir sahne koyardım diziye ve sizi gene şaşırtırdım:

dharma girişim videosunu çeken koreli beyaz önlük giymiş adamın konuşmasını kayıt etmek için kamerayı tutan kesin sawywe yada bizimkilerden birisi olur,lostilerden yani:))ve eminim izleyici ise şu tepkiyi verir:

-ohaa ya demekki bu koreli bilim adamını bile bizimkiler çekmiş…..ama sezon 1 de adaya düşüp bu vidyoyu ambarda bulup izlediklerinde olayı anlamaya çalışırken hiç düşünmedilerki,vidyoyu çekenin kendilerinden biri olabileceğini…

arkadaşlar lost bi denklem gibidir ben size denklemi veriyorum lakin deişkenler farklı olabilir kesin olan bişe varsa buda adadaki soykırımın asıl sebebi lostilerin düşmesidir:))ve şuna kesin emin olun,bu lostilerin tüm fertleri kader üzerindeki(gelecek zaman)etkisi olduğu için adada yaşamış sağ kalmışlardır,önemsiz ve gelecek için işi bitmiş olanlar ise duman tarafından seçilip öldürülmüştür,mesela zenci iri kıyımlı msr eko nun dumanı ilk gördüğünde ölmemesi,adadaki görevini hemen tamamlamamış olmasıydı,sonraları yaptığı her neyse adada görevi bitti.gelelim lockun görevine:

-lockun adadaki görevi çoook çoook farklı çünkü lock ambarın kapağını açacak,oradaki sayıları girmicek ve adanın zaman mekanizmasında kırılmalara sebep olacak,eğer o sayılar girilse idi ve adadan ayrılsalardı zamanda sürekli kırılma ve gökyüzü beyaz olmazdı,zaten farkındaysanız sayıları girmeyincede aynı şey oldu gökyüzü beyazlaştı,ama sayıları girmeyerek adanın çapından 45 dk da kaçmak olanaksız olduğu için bu sayılar bir nevi adadan toplu halde kaçmayı olanaksız kılıyordu,benjaminde başta olmak üzere bu ambarı tahmin edemediler,eğer o gün o sayıları lock girmiş olsaydı gelecek deişmiş olurdu,her neyse lockun görevi henüz bitmedi o yüzden duman bunu ilk gördüğünde dokunmadı ama diceksinizki sezon 2 de olsa gerek duman locku tam öldürecekkken yardım ettiler ozaman neden öldürmeye kalktı dimi:))şimdi ozamana geri dönelim size onuda anlatim:))

-benjamin bu gelecek olayını düşünüp durdu,çünkü yıllar önce bu locka benziyen bir adam gelip diğerlerinin başı olacağını söylemişti ve benjaminin yerini alacaktı,,,eğer gerçekte kader diye bişey varsa vede lock diğerlerinin başı olacaksa bu zaman diliminde ölmemesi gerekirdi,ve benjamin denemek için dumana gizli odasından komut verdi:

-atıl kurt:))pardon atıl duman

ve hakkaten tek ölmeyende lock oldu yaşadı,lakin benjamin bu işe kıl oldu,ve herseferinde locku öldürmeye kalkışmasının sebebi bu,çünkü ölmüyordu kaderinde diğerlerinin başına geçmek vardı,benjamin bunu anladı,işte bu yüzden benjamin locku 3 kez öldürdü,yada kalkıştı diyelim,hatırlarsanız adadan ilk giden zenzi baba ve oğlu(isimleri unuttum) gerçek dünyada iken babası silahı kafasına dayadı sıktı ama ölmedi sizce neden??çünkü kaderde o adamın hala adayla olan işi bitmedi,zaten onada söylediler;

-”adanın senle işi henüz bitmedi” dediler ya hatırlarsanız.

bu adamın görevi gemiyi yok etmek ve patlamasını geciktirerek milletin helekoptere binip kaçmasını sağlamaktı,yerinede getirdi sonra geberdi gitti,adanın işi bitti:))

arkadaşlar inanın aklımda daha çok teori var,her şey çok mantıklı yapmışlar,şimdi gel gelelim sizin sorularınıza;

şunu kesinlikle unutmayın şuan adada ne yapılırsa gelecek deişirmi demeyin tabiki deişir lakin,bunlaryaptıkları şeyle geleceği deiştirdim sansada aslında aynı şeyleri gene yapmıştır,aptal sayid sözde küçük beni vurarak şunu düşündü:

-her şeye son verim,ölsün kader deişsin dedi ama halbuki geçmiştede vurmuştu salak herif:))

bi sonraki yazımda desmontı paylaşacam,kimdir nedir peki adanın ondan isteği nedir?:))bunlar deişkenler ama denklem aynı arkadaşlar

dr_jivago demiş,

3 Nisan 2009 @ 11:50

john locke klubede jacop ile konuşurken pause yapıp salise salise ilerlettim görüntüyü… jacop’un alın ve burun yapısı john locke ile tıpatıp aynı idi. ve sadece başında bir peruk var gibi bir görütü vardı…ben jacaop’un john locke olabileceğini düşünüyorum…

GayriCiddiFaz demiş,

11 Nisan 2009 @ 23:52

Kadere dair bir fikirmi kader kelimesinin kendisi zaten bir fikirdir ve anlamı herkesce bilinir. Müslümanların zaten inandığı birşeydir kader. Size her sunulanı yuvasından yeni çıkmış kuş misali yeni görmüş gibi karşılamanıza şaşıyorum.

muhiddin demiş,

15 Nisan 2009 @ 22:32

Kader meselesi Kur’ân-ı Kerim’de şu âyetlere dayanmaktadır:

“Göklerin ve yerin mülkü kendisinin olan, evlât edinmemiş olan, hükümranlıkta ortağı bulunmayan, her şeyi bir ölçüye göre yaratıp kaderini tayin eden…” (Furkan Sûresi: 2) “Ne yeryüzünde vaki olan, ne de sizin başınıza gelen hiçbir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce bir kitapta yazmış olmayalım. Bu, Allah için pek kolaydır.” (Hadîd Sûresi: 22) “Allah dilemedikçe, siz hiçbir şey dileyemezsiniz!” (İnsân Sûresi: 30) “O’nun katında her şey bir takdir (kader) iledir.” (Ra’d Sûresi: 8) “De ki; Allah’ın bizim için yazdığından başkası bize erişmez!” (Tevbe Sûresi: 51)

Kader, Cenab-ı Hakkın kâinatta olmuş ve olacak her şeyi bilip, Levh-i Mahfuz’unda (her şeyin yazılı, kayıtlı olduğu kader levhası) takdiri ve yazmasıdır. Takdir-i İlâhîdir.

Kadere iman, yani her şeyin Allah’ın takdiriyle olduğuna inanma, imanın rükûnlarındandır. Bir mü’min, her şeyi, hatta fiilini, nefsini Allah’a vere vere sonunda teklif (imtihan) ve mesuliyetten kurtulmaması için karşısına cüz-i ihtiyar (seçme, dileme, irade) çıkmakta, ona ‘Mesul ve mükellefsin!’ demekte; yine yaptığı iyilikler ile gururlanmaması için de “kader” karşısına çıkıp ‘Haddini bil, yapan sen değilsin’ demektedir. (26. Söz)

Kader bir ilimdir. Her şeye manevî ve hususî kalıp hükmünde bir miktar tayin eder. Her şeyin bir haddi vardır. Kaderin çizdiği bu miktar ve sınır, o şeyin vücuduna bir plan, bir model hükmüne geçer. Bitkilerin çekirdeklerinde bulunan kuvveler (kuvvet, güç, kabiliyetler) kader kalemiyle yazılmıştır ve kuvveden fiile (harekete) geçmeleri o kader planına göre olmaktadır.

Kader ve kaza meselesi bütün İslâm âlimlerini ve de felsefecilerini meşgul etmiş bir meseledir. Kader ve kaza, Allah’ın irade ve kudret sıfatlarının zarurî bir gereğidir. Çünkü şu kâinatta cereyan eden hadiselerin tamamı bir ilme, bilgiye dayandığı gibi, meydana gelmeleri de bir kudretle gerçekleşmektedir. Onları bilen ve yaratmaya kudreti yeten Zat, onların yokluktan varlığa çıkmalarını irade etmiştir. Allah’ın ilmi, kudreti, iradesi ve diğer sıfatlarıyla yarattığı bu kâinat ve şu hadiseler, elbette ki bir tayin ve takdire, bir plan ve esasa dayanmaktadır. İşte kader bu planın takdir edilmesi, kaza ise icra edilmesi, yani yerine getirilmesi demektir.

Kader, varlıkların ve hadiselerin bütün halleri ve vasıflarıyla, sebepleri ve şartlarıyla, hâiz olacakları kuvvet ve kabiliyetleriyle, varlık âlemine gelecekleri zaman ve mekânlarıyla Allah (cc) tarafından ezelde tayin buyurulması ve bir tertip ile kaydedilmesi demektir.

Kaza ise ezelde takdir olunan her şeyin Allah’ın halk ve icadıyla vücut sahasına çıkması demektir.

Bu izahlara göre, kader ilim sıfatına, kaza ise kudret sıfatına dayanmaktadır. Kader kazadan önce ve daha şümullüdür. Her kaza olunan şey kaderde vardır, fakat kaderde olan her şey kaza olmuş denilemez. Yaratılmayan şeyler kaderdedir, yani Allah’ın ilmindedir, onlar için ancak kaza edilmemiş diyebiliriz.

Kaderin kazadan daha geniş ve etraflı olmasını şöyle de açıklayabiliriz:

Bir kişi Allah’ın (cc) yasakladığı fiilleri işlerse isyankâr olmuş olur. Aynı insan, Allah’ın (cc) emirlerini yerine getirirse iyi bir insan ve makbul bir kul olur. İşte birbirine zıt olan bu iki netice de kaderdir. Allah, asi ve salih olmanın yollarını ezelde böylece tayin ve takdir buyurmuştur. İnsanlar bu iki yoldan hangisine giderse, onun neticesine varır. Burada kader zorlayıcı değildir. Seçen biziz ve sonucuna katlanmak da bize ait olmalı. Bizler ister, meyleder ve seçeriz, Allah da seçtiğimiz filleri kudreti ile yaratır. İşte bu neticenin yaratılması kazadır ve aynı zamanda İlâhî takdirin gereği olduğu için de kaderdir.

Ayrıca “Atâ, kaza ve kader” Allah’ın (cc) üç kanunudur. Bir şey hakkında verilen karar kader, o kararın infazı (yerine gelmesi) kaza, kararın iptaliyle hükmü kazadan affetmek atâ demektir. Atâ; bağışlama ve lütûftur. “Atâ, kaza kanununu, kaza da kaderi bozar… Evet, yumuşak bir otun damarları, katı taşı deldiği gibi, atâ da kaza kanununun katiyetini deler. Kaza da ok gibi kader kararlarını deler. Demek atânın kazaya nispeti, kazanın kadere nispeti gibidir. Atâ, kaza kanununun şümûlünden ihraçtır; kaza da kader kanununun külliyetinden ihracıdır.” (Mesnevî-i Nuriye, s. 175)

Meselâ, bir musibetin ve belânın takdir edilip yazılması kader, belânın nüzûlü (inmeye başlaması)—infazı—kaza, sadakanın belâyı durdurması ise atâdır.

Tîn Sûresi’nde de atâ, kaza ve kadere örnek vardır.

“And olsun ki, Biz, insanı en güzel bir şekilde yarattık. Sonra da onu en aşağı seviyeye indirdik—ancak iman eden ve güzel işler yapanlar müstesna.” (Tîn Sûresi: 4-6) Bu âyette insanın en güzel sûrette yaratılması kader, sonra da onun kendi iradesi ile en aşağıya inmesi kaza ve iman edip güzel işler yapanların bundan müstesnâ kalması ise atâ kanununun şümulüne dahil olmalıdır.

Öyleyse şöyle diyebiliriz:

Atâ (Allah’ın şarta bağlı olarak, affı ile infazı kaldırması) kaza kanununu, kaza da kaderi değiştirebilir. “Bu hakikate vâkıf olan ârif, ‘Yâ İlâhî! Hasenâtım (iyiliklerim) Senin atândandır, seyyiâtım (günahlarım) da Senin kazandandır. Eğer atân olmasa idi, helâk olurdum’ der.” (Mesnevî-i Nuriye, s. 175)

HER ŞEY KADERDE YAZILI İSE…

Cüz-i ihtiyarî veyahut irade-i cüz’iye, insana Allah’ın verdiği az bir arzu serbestliği, dilediği gibi hareket edebilme özelliğidir. Yani kulların hür ve serbest olarak hareket etme arzusudur. Kader ise; varlıkların ve hadiselerin bütün halleri ve vasıflarıyla, sebepleri ve şartlarıyla, hâiz oldukları kuvvet ve kabiliyetleriyle, varlık âlemine gelecekleri zaman ve mekânlarıyla Allah (c.c.) tarafından ezelde tâyin buyurulması ve bir tertip ile kaydedilmesi demektir.

Şimdi akla şöyle bir düşünce gelebilmektedir: “Madem her şey Allah tarafından ezelde tayin buyurulmuş ve kaydedilmiş, öyleyse bizim bir sorumluluğunuz olmaması gerekir.”

Acaba öyle mi? İnşallah bu çalışmamızla ‘kader, cüz-i ihtiyarî ve fiillerimizin yaratılması’ konularını, Risâle-i Nur’daki hakikatlerin ışığında açıklamaya çalışacağız. Gayret bizlerden, tevfik Allah’tan.

Kaidedendir ki, bir şey vücudu vacib (gerekli) olmadıkça vücuda gelmez. Cüz-i irade (kulların iradesi, dilemesi) ile küllî irade (Allah’ın iradesi, dilemesi) bir şeyde birleştikleri zaman, o şeyin vücudu vacib (gerekli) olur ve derhal vücuda gelir. Yani Allah’ın küllî iradesi kulun itibarî bir emir olan cüz-i iradesine tâbîdir.

Allah, cüz-i iradeyi küllî iradesinin taallukuna âdî bir şart kılmıştır. Yani cüz-i irade herhangi bir şeyi tercih ettiğinde, küllî irade taalluk eder ve o fiil derhal vücuda gelir. Demek ki biz irademizle isteriz, dileriz ve seçeriz; Allah da küllî iradesi ve kudretiyle bizim o fiillerimizi yaratır.

Meselâ; Allah (c.c.) mânen “Ey kulum, ihtiyarınla hangi yolu istersen, seni o yolda götürürüm. Öyle ise mesuliyet sana aittir” demektedir. Bediüzzaman bunu şöyle örnekler: “Teşbihte hatâ olmasın, sen bir iktidarsız çocuğu omuzuna alsan, onu muhayyer bırakıp, ‘Nereyi istersen seni oraya götüreceğim’ desen; o çocuk yüksek bir dağı istedi, götürdün. Çocuk üşüdü yahut düştü. Elbette, ‘Sen istedin’ diyerek itâb edip, üstünde bir tokat vuracaksın. İşte, Cenâb-ı Hak, Ahkemü’l-Hâkimîn, nihayet zaafta olan abdin irâdesini bir şart-ı âdi yapıp, irâde-i külliyesi ona nazar eder.” (26. Söz)

Aynen bu misâl gibi biz cüz-i irademizle hayır ve şer tercihini yaptıktan sonra Allah’ın küllî iradesi tecellî eder ve o fiil meydana gelir. Ancak biz şer ve günah olanı tercih edersek, mesul olur ve cezaya müstehak oluruz. Çünkü Allah bizi zorlamamıştır, daima hayrı tercih etmemizi istemiş, şerri seçmememizi emretmiştir. O zaman şerri isteyen bizim nefsimizdir ve sorumluluk da bize aittir. Allah bizim istediğimizi yaratmıştır. Çünkü bizler imtihan olmaktayız. ‘Hangimiz daha güzel işler yapacağız?’ diye yaratılmışız. O zaman şöyle diyebiliriz: Bir mü’min, her şeyi, hatta fiilini, nefsini Allah’a vere vere sonunda teklif (imtihan) ve mesuliyetten kurtulmaması için karşısına “cüz-i ihtiyar” (seçme, dileme, meyletme iradesi) çıkmakta, ona “Mesul ve mükellefsin” demekte; yine kendisinden çıkan iyilikler ile gururlanmaması için de “kader” karşısına çıkıp “Haddini bil, yapan sen değilsin” demektedir. (Sözler, s. 427)

Bu meseleyi bir örnekle biraz daha açabiliriz:

Bir asansöre binen kişi, beşinci katın düğmesine basmak yerine, zemin kat düğmesine basarsa elbette ki kimseye kızmaya ve ‘Kaderim böyleymiş!’ demeye hakkı yoktur. Çünkü zemin kata kendi seçimi ile gitmiştir. Onu oraya gitmeye kimse zorlamamıştır. Şuna da dikkat etmek gerek: Asansörün hazırlanmasında ve çalışmasında, o insanın hiçbir dahli yoktur.

Kader ilim nevinden olduğu için, Cenâb-ı Allah, ilm-i ezelîsiyle geçmiş, hâl ve gelecek zamanları bir bütün olarak kuşatmakta ve tüm zamanlar Onun ilminde hâl, yani yaşanan an hükmünde olmaktadır. İşte Cenâb-ı Hak, tüm zamanlardaki her şeyi birden gören nazarıyla mukadderatı takdir etmiştir. Bu sebeple ‘ihtiyarî kader’ dediğimiz kaderimizi, biz kendi irademizle yazdırmışızdır. Bizim tüm fiillerimizi ve seçimimizi, Allah ezelî ilmi ile bildiği için kadere yazmıştır. Fakat Allah’ın yazmış olması, bizim irademizi ortadan kaldırmaz. Bu hususu da şöyle anlayabiliriz: Malûmunuz, bilim adamları, Ay ve Güneş tutulmasını aylar ve yıllar öncesinden bilmekte, bunu bir yere kaydetmekte ve yazmaktadır. Şimdi can alıcı soru gelmektedir: “Acaba Ay ve Güneş, bilim adamları yazdığı için mi tutulmuştur? Yoksa Ay ve Güneşin tutulacağını, ilim ve hesaplarıyla önceden bilmişler de, öyle mi yazmışlardır?” Elbette ki bilim adamları yazdığı için tutulmamıştır. Onlar sadece cüz’î ilimleriyle ileride olacak tutulmaları bilmişler ve bir ilim olarak bir yere yazmışlardır.

En eski yenilik demiş,

20 Nisan 2009 @ 23:48

Arkadaşlar öncelikle buradaki yorumlarınızı uzun süredir takip etmekte olan biri olarak harika teoriler ürettiğinizi ve bunu yaptığınız için dizi heyecanı içerisinde yazılarınızı heyecanla okuduğumu belirtmek isterim,yorumlarınız hep bir mantıklı açıklama çerçevesinde olan yorumlar ama şunuda belirtmek isterimki bu dizide mantıklı açıklamsını yapacağınız tek bölüm dizinin final bölümü olmalı pekala neden; hep aklımızı senarist ve yönetmenlerin mantıklı bir açıklamayı bu kadar saçmalığın içierisinde nereye bağlayacağıdır buradada gerçek olan şuki
”uzaylı”lara bağlamaları saçmalık çünki böyle birşey çizgi filmler haricinde yok eğerki olursa sakın şaşırmayın yada -neden olmasın,heyecan verici olsun yeter. diyenlerdenseniz mantıklı açıklama diye birşey aramayıp heyecanla dizinin diğer bölümlerini takip edin ve final bölümünde mutlu sona ulaşın
”mısır”a bağlamaları mantıklı bir açıklama olmamakla beraber kayıp kıta atlantis e ve bu kıtanın yokolmasından sonra kurtulmayı başaran diğer insanların atlantisin sırlarıyla beraber mısırda yeni oluşumlar içerisine girmeleri gibi gelişmelerle sonuçlandırılması henüz böyle bir gerçeği (yani kayıp kıta atlantis gerçeğini) hayal gücümüze sığdırmaktan öte bir yere gidemediğimzden dolayı(yani insanlık tarihi bakımından) sadece somut bir saçmalık olarak kalmaya devam edecek ve gene mantıklı bir açıklama olmayacak.
Fazla uzatmadan ben size bu işin bilimsel olarak kanıtlamış ve zaman kavramı bakımından tarihideğiştirmiş olan Einstain ın İzafiyet teorisi Yani görecelilik veyahult zamanın göreceliliğini dahada basit bir anlatımla sunulacak olursa zamnın evren içerisinde genişleyen uzayan kısalan ve olduğu yerde kalabilen bir göreceliliği olduğunu ve bunu kanıtlamadan öldükten sonra vasiyet olarak Faradayın annesine veyada onunda annesine ki(oda einstain ikinci karısı olabilir) kafasındaki büyük bir projeyi dünyaya zararlı şahıslardan koruyarak gerçekleştirilmesini istemiş bu sırda Daniel Faraday a kadar yani Einstain torununa kadar gelen bir bilimsel çalışma olduğuna ve bu çalışmanın gerçek olduğundan dolayı Faraday ın ağlamasına kadar olan bir süreç olduğunu düşünüyorum, dahada açıklama yapılması gerekiyorsa bilimsel olarak kanıtlanmış bir kuram ı yürürlüğe sokma açıklaması vede (olayın kopma noktası) Uçak kazsı ile komaya giren hayranı olduğumuz oyuncuların üzerlerinde yapılan deneylerden dolayı Jacop,karaduman gibi hayali karakterler türetilmesinin (komadaki hastaların rüya gördüklerinizi bilirsiniz tabi)olaya atraksiyon kattığıdır.
Faraday dedesinin vasiyetini gerçekleştirme çabası ile widmor ilede anlaşmış olabilir veya Ben ile,buradada muamma olan kısımlar var tabii.

Çok bilen az yaşar demiş,

22 Nisan 2009 @ 23:11

Bunların hepsi Daniel Faraday’ in Ben ve widmore dışında (Sun ın babası olabilir)annesi ile birlikte zaman yolculuğu hakkında yaptıkları bir deneydir.Faraday’in annesi Albert Ainstain in torunudur bizim Faraday ise torununun çocuğu ve veliahtıdır.

Esra demiş,

29 Nisan 2009 @ 16:21

Selam Arkadaşlar, bütün yorumları okuyorum sabahtan beri valla azminize hayranım acayip detaylar yakalamışsınız süper.Bende epey kafa yoruyorum şu aralar lost izlerken sanırım herkes biraz “kayboldu” benim nacizane fikrim adaya düşen kahramanlarımızın birer birer jacop tarafından adaya yönlendirildikleri yani jacop oldukça mistik ve bir okadarda güçlü birşey (artık herneyse),internette bir sitede jacop’un kahramanlarımızı günümüzdeki hayatlarında(yani adaya düşmeden önceki)yaşadıkları büyük olaylar sırasında yalnız bırakmadığı örneğin deniyor ki: jhon binadan düştüğünde ölmemesini sağlayan jacop, vs. bunun gibi buda bir yerde kahramanlarımızın adaya borçlu olması demek bence,bu arada jacop bencede her kılığa bürünebiliyor. burda asıl amaç benin de widmorun da adaya sahip olmaya çalışması yani gücü istemesi etrafında dönüyor ve aslında bu anlamda dizide sona yaklaşırken özüne dönüyor sayılır yani kahramanlarla işleri bitti öldürmeye bile başladılar artık asıl neden ve tüm bunların başlangıcını anlatmaya çalışmaları olacak ve tabi kahramanlarımızın tüm bunlar içindeki yerleri ve 5. sezonun son bölümü bütün bir yaz bize eminim kafayı yedirtecek:))

Dilan demiş,

15 Mayıs 2009 @ 12:19

İşin garibi Jacop,Genç Kate’ bi daha hırsızlık vb. yapmayacağına dağir söz verdirtiyor..kate yine yapıyor…Sawyer yine mektubunu tamamlıyor…vb…Birde şuda var Ilana mıydı o neden okadar hasta olmuşki jacop onu hastahanede ziyaretine gidiyor..ve tek ziyaretçisinin o olmasıda garipmiş…

arif demiş,

1 Haziran 2009 @ 14:30

orrayt orrayt…well…where is claire;

Dilan demiş,

10 Haziran 2009 @ 09:40

evet…where is charlie

tolga demiş,

12 Haziran 2009 @ 13:25

adanın ne oldugu dizide defalarca acıklandı..ada bir mucize ve herkes ulasamıyor cunku farklı zaman dilimlerinde gidip geliyor..hatta daha dogrusu ada dunya saatinden 10 15 saat hatta belki 1 gun leride bu adaya vuran cesetin dısarda daha olmedigi 4 sezonda verildi..ve duman icinde ben bi insanın kılıgına girdigini dusunmuyorum duman da en basit haliyle tapınagı koruyan bir koruma sistemi ve cagırmak icin ben in evden cagırabiliyosun..bu sistemi bilen herkes cagırabilecegi bi sistem ve inanılmaz acımasız bi sistem.iki sevgilinin birbirini oldurmesini saglıcak bisey.

Burak Türkeş demiş,

10 Temmuz 2009 @ 12:10

5. Sezon finalinin ilk dakikalarında Jacob sahilde biriyle oturuyor ve yanındaki kişi Jacob’a onu ne kadar çok öldürmek istediğinden bahsediyor. Bence sezon finalinin sonunda Jacob’a bıçak saplattıran John Locke ise de sahilde Jacob ile oturan kişinin ölmüş olan John Locke olup adaya tekrar bu şekilde döndüğünü tahmin ediyorum……..

sayid demiş,

8 Ağustos 2009 @ 19:10

arkadaşlar bence adaya sadece jack dönecek ve diğerleri dönmeyecek ama charlieyi kurtarmak için dönebilirler ayrıca yorumcumuzun söylediği gibi gerçekten adadakileri gemidekiler öldürebilirler bence jack kurtarma ekibine haber verip adadaki herkes kurtulup dizi mutlu sonla bitebilir ama adaya hiç düşmemiş gibi gösterilebilir o zaman yandık demektir

LOST demiş,

21 Eylül 2009 @ 12:38

arkadaslar fasla soze gerek ilk 5 sezonda bnce butnn ipuclarını verdiler ama kimse anlamadı! 5 sezonda cok deiski bi seiklde idzi bitecek senaristler mutlu sonla biteceini sluo ama olen herkesn kurtulacanı solemio o yuzdn 121 gun bekliyelimm

cew demiş,

7 Şubat 2010 @ 19:06

15 Nisan 2008 , 15:31 da yazılan bi teori için oldukça iyi tabiki adadaki herşeyin bilimsel bi açıklaması olmuycakdır çünkü bilim bile gidebildiği en yüksek noktada big bang teorisiyle bile bu big bangin neden olduğunu açıklayamıyor ve big bang den beri evrende pozitif olan şeylerle negatif olan şeylerin bi savaşı var(yapım ile yıkımın) ve bi gün negatif olanlar pozitif olanları yenicek(her şey yıkılkdığı zaman) ve o zmn kıyamet kopucak ama o zmn a kadar insanın hayatı dewam edecektir.

Belkide kıyamet kopması bizim mantığımızla herşeyin yıkılmasıyla değilde herşeyin geri sarmasıyla olacak ve nasıl yokdan var olduysak öle de vardan yok olucaz.Yapılan araştırmalara göre evren genişliyor ama yavaşlayan bi hızla genişliyor ve bir gün öle bir şey olacakki bu genişleme duracak ve her şey hatta zaman bile geri sarmaya başlıcak o zmn da insanlar tersine yaşamaya başlıyacak (biraz benjamin button gibi ama sen bunu normal sanıcaksın farkında olamıyacaksın bile çünkü artık sana göre gerçek olan bu şimdide gelecek tarafından itilip geçmişe doğru itileceksin) ama herşey ama her şey geri saracak toprağa gömülüp toprakta minarallere ayrıldığın gibi minarallerin topraktan tekrar birleşecek ve öldüğün yaşda hayata başlıyacaksın yediğin yemekler ağzından dışarı çıkıcak karbondioksit içine çekip oksijen vericeksin dışkıların topraktan vucuduna geri gircek geri geçen zamanla küçülceksin küçülceksin taki anne rahmine ordan baba d.şşaana gelinceye kadar ordan kana karışcaksın bütün minarallerin baba vucudunda daılcak babanın yediği bir portakal olarak ağzından çıkıcaksın bi dala ulaşıcaksın ordan ağaç küçülcek toprak olucaksın …..

taaki big bangde boşluğa dağılan maddeler tekrar birleşip vardan yok oluncaya kadar her şey tersine gösterilen bi film gibi olacak çok mu acaip bi şey oldu :S

texas demiş,

7 Mart 2010 @ 21:57

LOST 1. SEZON 6. BÖLÜM İLK 3 DAKİKADA DİKKATLE BAKIN 2 TANE JOHN LOCKE VAR

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemesi · Geri İzleme URI

Yorum Yapın