
Birinci sezondaki ilk ortaya çıkışlarından itibaren, kutup ayıları, Lost efsanesinin garip ve önemli parçalarından biri haline geldi.


Muhtemelen, Lost’ ta bazı şeylerin aslında göründükleri gibi olmadıklarının ilk göstergesi, Oceanic 815 uçuşu kazazedelerinin, serinin ikinci bölümünde bir kutup ayısıyla karşılaşmalarıydı.

Sezon içinde daha sonraları, bir kutup ayısı, Walt’un da okuduğu, Hurley’e ait çizgi romanda da göründü.
Ayılar, ikinci sezonda ambarda bulunan oryantasyon filmindeki dövüş görüntüleri sayesinde intikamla geri döndüler.

Sezonun ilerleyen bölümlerinde, Locke, çadırda meditasyon yaparkenki hayalinde, o beyaz tüylü hayvanlardan birini gördükten sonra, Mr. Eko’yu bir kutup ayısından kurtardı.

Üçüncü sezonda kutup ayısı görüntüleri azaldı fakat Tom’un Sawyer’a, bir zamanlar o kafeslerin içinde ayılar olduğunu söylemesiyle atıfta bulunuldu. Penny’nin babası Charles Widmore da, odasında Desmond’la konuştuğu sahnede bir kutup ayısı tablosuyla birlikte göründü.

Doldurulmuş kutup ayısı oyuncağı “flashback”lerde hem Michael’in Walt’a verdiği hediye olarak hem de Santa Rosa Akıl Sağlığı Merkezi’ndeki bir hasta tarafından sahiplenilmiş şekilde göründü. Dördüncü sezonda kutup ayısı gizemi azalacağına, varlıkları, hayranlar tarafından merak edilen daha çok bilinmeze sebep oldu.

Tartışmalar, gemi mürettebatından Charlotte Lewis’in “flashback” görüntüsünde, Tunus’ta bir çöldeki kazı alanında ortaya çıkmasıyla alevlendi. Bir çadıra girdiğinde, boynunda, üstünde Dharma “Hydra” logosu bulunan, deri tasmasıyla birlikte bir kutup ayısının kalıntılarını buldu.
“Hydra” istasyonu, Sawyer, Kate ve Jack’in, üçüncü sezonun başında tutuldukları yerin ta kendisi.
Peki, bir kutup ayısının sonu nasıl olur da çölde biter?
Lost’un iki yapımcısı Damon Lindelof ve Carlton Cuse, bunun nasıl olabileceğine dair muhtemel bir açıklamaya yönelik imada bulundular.“Adanın özellikleri var ve söyleyebileceğimiz kadarıyla potansiyel olarak, bazı şeyleri taşıma yetisine sahip.” diyor Lindelof.
Sonra Cuse, “Orchid” istasyonundaki eğitim filmindebir ipucu olduğundan bahsederek söze karışıyor.
“Orchid” istasyonu oryantasyon filmi adanın “Casimir Etkisi” ne sahip olduğundan bahseden Dr. Marvin Candle’ı (ya da filmde kendisinin söylediği gibi Dr. Edgar Halowax’i) gösteriyor.
Bir noktada Dr. Halowax, sırtında 15 yazan bir tavşan tutuyor. Birşeyler yanlış gidiyor gibi görünüyor ve üstünde 15 yazan başka bir tavşan odanın diğer tarafında ortaya çıkıyor. Sonuç panik…
“Casimir Etkisi” temel olarak, boşlukta birbirine yakın tutulan iki maddenin, aralarında bir tür basınç ve enerji yarattığını söyleyen, bir “madde ve elektromanyetizma” teorisidir.Zihinde kutup ayısı gizemini tartmak için, son bir ipucu olarak, ambardaki acil durum kapısının üzerine yazılmış olan bir metni kullanabiliriz. Adanın ve istasyonların ultra-violet haritasında, Locke bir mesaj keşfediyor:

“Belirli hedef, kendi yaşam alanına geri gönderme, gen terapisi ve olağandışı ortam değişikliği yoluyla “Ursus maritimus”un hızlandırılmış vatansızlaştırılması.
“Ursus maritimus” kutup ayısının Latince ismi.
Yani kutup ayılarıyla ilişkilendirirsek, tavşanlar ve “Orchid” filmi, varsayımsal olarak, teleportasyonun ve bir hayvan ait olmadığı bir yere konulursa (kutup ayısının çölde olması gibi) sonucun ne olacağının deneysel olarak araştırılıyor olabileceğini ifade ediyor.
Dördüncü sezonun başındaki kutup ayısı fosilleşmiş olması, deneyin ayıyı sadece farklı bir bölgeye göndermekle kalmaması, aynı zamanda, zaman içinde geri de döndürmesi yüzünden olabilir.
Bütün hepsini günümüz adasına bağlayacak olursak, bu teleportasyon ve “Casimir Etkisi”, Ben’in ve diğerlerinin ada dışına nasıl çıkıp geri döndükleri ve adadaki zamanla ada dışı zaman arasında neden 31 dakikalık bir fark olduğu konusunda bir ipucu olabilir.
Umarız “Losties”in dördüncü sezonda kurtarılma fikriyle yüzleşmeleri gibi, doğa, ada dışına gidiş-gelişler ve herhangi bir zaman yolculuğu / zaman tüneli / elektromanyetizma gizemi gibi konularda da, daha da fazlası açığa çıkar…
çeviri : aslıhan













