Daniel Faraday (Jeremy Davies)

lost, daniel faraday, jeremy davies, widmore

Oxford Üniversitesi’ nde öğretim görevlisidir. Fizikçidir. ABD’li aktör Jeremy Davies tarafından canlandırılmaktadır. Bu karakter, 4. Sezonun ilk Bölümünde diziye dahil olmuştur. Kendisi özellikle zaman konusunda çalışmalarını yoğunlaştırmıştır.


1996 yılında Desmond Hume ile tanışmıştır. Uçağın düştüğünü televizyonda görünce duygulanmıştır. Bunun sebebi bilinmemektedir. (Fakat, Desmond Hume 2004′teki bu kazayı, 1996′da buluştuklarında ona söylemiş olabilir.) Kahana adlı tekneyle adayı arayan ekiptedir. Adayı bulduklarında Charlotte Staples Lewis, Miles Straume ve pilot Frank Lapidus ile birlikte adaya helikopterle gitmişlerdir. Amaçları Ben‘i bulmaktır.


BEN demiş,

10 Aralık 2008 @ 10:06

helede o kız çok tehlikeli..

bygecesoguk demiş,

10 Aralık 2008 @ 11:42

Yaptıgı deneyler ve zamanda yolculuk gerçekten ilginç bilimsel bişey mi bu bu konuda pek fikir sahibi degilim ama zamanda yolculuk genede çok mantıklı degil

anonym demiş,

10 Aralık 2008 @ 14:39

çok tatlı bi adam ve zamanda yolculuk deneyleri mantıklı (biz anlamıyo olabiliriz adam fizikçi)5. sezonda daha önemli olacak

desmondpenny demiş,

10 Aralık 2008 @ 15:39

bu adam solaris adlı filmde oynamıştı o filmin yapımcısıda galiba jack bender di yönetmen yanılmıyorsam

ece demiş,

10 Aralık 2008 @ 16:44

bencede 5. sezonun önemli karakterlerinden biride bu olacak

60659 demiş,

10 Aralık 2008 @ 18:31

BEN-adadaki en tehlikeli kişi benjamin.dharma girişimi yok eden o.yararından çok zararı var.
Daniel in karizması yeter ya. ;)

oguzhan demiş,

10 Aralık 2008 @ 19:27

ağladığı nasıl bilinmiyor ya desmond adama 4. sezonun 5. bölümünde demişti ya adada seninle karşılaşyoruz falan yoksa benmi yanlış hatırlıyorum

late demiş,

10 Aralık 2008 @ 21:35

hoş biri sevdim ben Daniel’i:)

daniel demiş,

10 Aralık 2008 @ 21:36

yaaa çok seviyorum ben dan i hastayım yaaaaa mükemmel çok yakışıklııııııııııı:)

xaxaxa demiş,

11 Aralık 2008 @ 12:00

basına sızdığı itta edilen videonun alt kısmında çeviri wardı o çeviride onun adı geçiyordu ama söyle geçiyo arkadan gelen ses daniel faraday ın olabilir

CHARlie demiş,

12 Aralık 2008 @ 19:13

Pen & Des, Aşk

Lost denildiği zaman zihinlerde oluşan gizem, bilim kurgu, teoriler ve pek çok farklı konunun dışına çıkarak 4. Sezon 5. Bölümden bir sahneyi ve bu sahneyle ilintili olarak yaşanan süreci paylaşmak istiyorum. Bu sahne öyle etkileyici bir sahne ki, Sezon Finali tadında, dizinin 1. Sezondan itibaren yakaladığı en başarılı duygu yoğunluğunu barındırıyor denilebilir. Ağlamamak çok zor hele de duygu yüklü bir insansanız ya da sıkıntılı bir aşk sürecinden geçiyorsanız.

2. Sezon 24. Bölüm yani Sezon Finali’nde, Desmond’ın Flashback’inde Charles Dickens’ın Our Mutual Friends isimli kitabını eline aldığında bir zarf düşürdüğünü görürüz. Mektup Penny’dendir ;

Dearest Des,

I am writing this letter to
you as you leave for prison. And I’ve
hidden it in the one place you would
turn to in a moment of great desperation.
I know you go away with
the weight of what happened on your
shoulders. And I know the only
person who can ever take it off is
you. Sorry to be so dramatic, but
these are dramatic times, are they not?

Please don’t give up, Des. Because
all we really need to survive is one
person who truly loves us.

And you have her. I will wait for
you. Always.

I Love you, Pen

Desmond mektubu okuduktan sonra ağlamaya ve The Swan Station’da (Hatch) bulunan eşyaları dağıtmaya başlar. Her şeyini kaybetmiş bir adamdır artık. Tam bu sırada John Locke’ın seslendiği duyulur. Desmond istasyonun kazazedeler tarafından bulunmasıyla yeniden hayata döndüğünü geç de olsa farkedecektir. Flashback’in bitiminde şu anki zamanda ise, John Locke istasyondaki bilgisayara sayıların girilmemesi halinde ne olacağını görmek istemiş -sayılara inanmamış- aynı anda Desmond uçağın düşmesinde kendisinin sayıları girmeyerek etkisi olduğunu anlamış ve benzer hatayı tekrarlamamak adına, güvenlik anahtarını kullanarak istasyonu patlatmıştır. Anahtarı çevirmeden önce, zihninde Penny’in mektuptaki sözleri canlanır ve ona I love you, Penny şeklinde bir karşılık verir.

Desmond merkezli 3. Sezon 8. bölümde Desmond adada anahtarı çevirdikten sonra bir sekans yaşanır ve kendisini duvarları kırmızıya boyarken yere düşmüş halde Penny’nin de yanına taşındığı evinde bulur. (Bu sekansın nasıl oluştuğu 4. Sezon 5. Bölümde açıklanmıştır) Bir süre sonra Desmond Penny’in babasıyla iş görüşmesine gider fakat işi alamaz. Eve geldiğinde Pen ve Des arasında şu diyalog geçecektir.

Des ve Pen öpüşür.

Pen : You smell like the pub.
Des : That’s because I was at the pub.
Pen : You didn’t get the job.
Des : No.
Pen : What did my father say?
Des : Your father was lovely. We just both agreed that I wasn’t exactly qualified.
Pen : I say we celebrate. I say we celebrate that fate has spared you a miserable existence under the employ of Widmore Industries. Let me take you out tomorrow. Let’s go for lobsters on the pier, my treat.
Des : I don’t think my failure to impress your father is any occasion to celebrate.
Pen : Well, the occasion is I love you.
Des : Why? Why do you love me?
Pen : ‘Cause you’re a good man. In my experince, they’re pretty hard to come by.
Hey, Des, where are you?
Des : I’m right here

Des ve Pen tekrar öpüşür.

Desmond evlilik teklifi için yüzük almaya gider. Ona geleceği gösteren yüzük satıcısı Ms. Hawking, Desmond’ın hayat yolunun yarışa katılmak ve adada bilgisayarlara sayıları girmek olduğunu anlatır ve yüzüğü ona satmaz. Desmond Ms. Hawking’in sözlerini dinlemez, yüzüğü alır ve sokaklarda yürümeye başlar. Bu sırada Desmond yat yarışından önce katılacağı askere katılım ilanını görür. Askerliğin kendini kabul ettirebileceği bir onur olduğunun artık farkındadır. Penny’le buluşur ve o meşhur fotoğrafı çektirir. Penny fotoğrafın parasını öder, o anda Desmond fotoğrafa bakmaya başlar ve diyalog gelişir.

Des : I couldn’t go through with it.
Pen : What was that?
Des : I can’t do this.
Pen : You can’t do what?
Des : Us. This. This relationship.
Pen : What are you talking about?
Des : How can I? I can’t look after you. I haven’t got a job. I don’t have any. I can’t even afford 5 quid for a bloody photograph. You deserve someone better.
Pen : I know what I deserve. I chose to be with you. I love you.
Des : Love’s not enough. Being a good man is not enough.
Pen : What’s this about, Des? Where’s this coming from?
Des : It’s all happening too soon. You moving in, you’re painting rooms, you’re changing things. I don’t even like red. And why would you leave your flat, your expensive flat?
Pen : Don’t do that. Don’t you pretend you don’t care and don’t you dare rewrite history. I left my expensive flat ’cause you were too proud to live there, remember? If you want me to go, if you want me to leave, then don’t make this about what I do or don’t deserve and have the deceny to admit that you’re doing this because you’re a coward.
Des : I’m sorry, Pen but this… We’re not supposed to be together.

Penny oradan ağlayarak ayrılır, Desmond yüzüğü nehre atar. Sonrasında tahminlerinde olduğu gibi gelişen olaylar sonucunda Desmond kafasına darbe alır ve sekans sona erir, adada istasyonun patlamasından sonra uyanmıştır. Çıplak bir halde amaçsızca koştururken fotoğrafı bulur ve yanlışını, Pen’e yaptığı haksızlığı şu sözlerle ifade eder ;

Des : Please, let me go back. Let me go back one more time. I’ll do it right. I’ll do it right this time. I’m sorry, Penny. I’ll change it.

Ve ağlamaya başlar.

Gelelim son sahneye. 4. Sezon 5. Bölümde pek çoğumuzu derinden etkileyen ve yukarıda anlattığım sürecin gelişimi de gözönüne alındığında, duygusallığın tavan yaptığı bir son sahne.

1996-2004 arasında gelgitler yaşayan Desmond, 1996 yılında ayrılıktan sonra başka bir eve taşınmış Pen’i bulmak için babasından adresi alır ve Pen’in evine gider. Ondan telefon numarasını alması gerekmektedir ve unutulmaz diyaloglar sekansı başlar.

Pen: Desmond? What are you doing here?
Des : I had to. I mean, I tried to call you, but you, you disconnected your phone.
Pen : Yeah, because I moved. Look, I don’t know if you’re getting the signals, Desmond, but I’m trying to make a clean break from you, so if you don’t mind, I’m gonna…
Des: Wait, wait, wait, wait Pen, please wait. I just need to get your new phone number, okay?
Pen : Why would I give you that?
Des : Because I made a huge mistake. I should never have broken up with you and and and. I know I know that now and and I’m sorry and…
Pen : Oh, don’t. just don’t…
Des : I understand and and I know it’s, it’s too late to change things, but I need to tell you something and and I need you to listen to me and look, I know it’s gonna sound ridiculous but please Pen. I need you to listen to me.
Pen : Just say what you need to say and then go.
Des : I know this doesn’t make any sense, because it doesn’t make any sense to me, but 8 years from now, I need to call you and I can’t call you if I don’t have your number.
Pen : What?
Des : Look, Penny, just give me your number. I know I’ve ruined things. I know you think things are over between us, but they’re not. If there’s any part of you that still believes in us, just give me your number.
Pen : And what’s to say you wouldn’t call me tonight or tomorrow.
Des : I won’t call for 8 years. December the 24th, 2004. Christmas Eve. I promise. Please, Pen.
Pen : If I give you the number, will you leave?
Des : Aye.
Pen : 7946-0893
Des : 7946-0893, 7946…
Pen : All that and you’re not gonna write it down?
Des : It wouldn’t do any good. You have to keep that number. You can’t change your number for 8 years.
Pen : Get out! Get out!
Des : Just just remember, December the 24th, 2004. Look Pen, if you still care about me, you have to answer. I’m not crazy, Penny. You have to believe me. You have to trust me.

Desmond, trust me sözleriyle 2004 yılına, yani Sayid’le birlikte oldukları tekneye geri döner ve telefon numarası hatırlayarak Pen’i arar.

Ve unutulmaz, yüreğimizde sevdayı, gözümüzde yaşları ortaya çıkaran telefon sahnesi ;

Pen: Hello?
Des : Penny?
Pen : Desmond? ( bu anda Desmond 1996′da iken gülümser)
Des : Penny, Penny you answered. You answered Penny.
Pen : Des, where are you?
Des : I’m on a boat. I’ve been on an island. Oh my God, Penny, is that really you?
Pen : Yeah! Yes, it’s me.
Des : You believed me. You still care about me.
Pen : Des, I’ve been looking for you for the past 3 years. I know about the island. I’ve been research and then when I spoke to your friend Charlie that’s when I knew you were still alive. That’s when I knew I wasn’t crazy. Des, are you still there?
Des : Yes, yes, I’m here. I’m still here. Can you here me?
Pen : Yeah, yeah, that’s better.
Des : I love you Penny. I’ve always loved you. I’m so sorry. I love you
Pen : I love you, too.
Des : I don’t know where I am, but…
Pen : I’ll find you, Des.
Des : I promise
Pen : No matter what
Des : I’ll come back to you
Pen : I won’t give up
Des : I promise
Pen : I promise
Pen & Des : I love you

Ve sahne biter.

Aşkın ve içinde barındırdığı pek çok duygunun tarifsiz bir şekilde can alıcı bir geçmiş hikayeden de beslenerek anlatıldığı bu sahne, sanırım dizideki ve yüreğimizdeki yerini şimdiden aldı. Penny’i çok seven ve dünyada hala onun gibi bir kadın yaşadığına inananların sayısı bu sahneyle birlikte en az 1 kişi arttı. Gerçekten çok etkileyici. Maddi olarak zengin bir babanın manevi olarak zengin kızı Penny’nin, işi bile olmayan, işe yaramadığına inanan iyi bir adamı sevmesi ve onun için yaptıkları. Bir telefon konuşmasını 8 yıl boyunca beklemiş olması, buna inanması, sevdiği adamı 3 yıl boyunca araması. Olağanüstü, söylenecek söz kalmadı. Başka şeylerin konuştuğu bir an bu. Aklın değil yüreğin zaferi. Hayallerin zaferi. Aşkın, çaba isteyen aşkın sonsuz öyküsü. Henüz yazılmamış bir sevda şiiri, henüz söylenmemiş bir sevda türküsü. Bilinmeyen uzaklıkların ve bilinen uzun zamanların engel olamadığı bir an bu. Bir rüya, hiç uyanmak istediğimiz bir uyku hali, hiç ayılmak istediğimiz bir sarhoşluk. Birbirlerini göremeyen, duyamayan, hissedemeyen, dokunamayan 2 insanın eşi benzeri olmayan gerçekliği bu. Sevda Yangını. Nehirlerin akıntısına kapılmış göz yaşları eşliğinde, yüreğimize dokunmuş tutkulu ve tutuklu 2 dizi karakteri. Gerçek olmayan 2 dizi karakteri ve bir o kadar gerçek olan duygularıyla. Penny ve Desmond. Pen & Des. Bize, hala aşkın var olduğunu, sınırlar tanımadığını gösterdiğiniz için teşekkürler. Teşekkürler.

Aşk yaşıyor, o zaman yağmurlar altında ıslanmaya devam etmeli…

Ek : Pen ve Des telefonda konuşurken, Pen’in parmağında yüzük olduğu gözlerden kaçmadı ama Pen’in sözlerinin ve duygularının gerçekliğini referans alarak yüzüğün formaliteden öte bir anlam ifade etmeyeceğini düşünüyorum. 2. Sezon 23. bölümde Pen’in babası Charles Widmore Des’e Pen’in evlilik hazırlıkları yaptığını söylemişti. Daha sonrasında ise Pen Desmond’ı stadyumda koşu yaparken bulmuş ve bazı diyaloglar yaşanmıştı evlilik ve geri dönüşle ilgili. Sonuç olarak Pen nişanlı ya da evli dahi olsa, sevdiği adam Des’dir, bu gerçek değişmeyecektir.

daniell demiş,

13 Aralık 2008 @ 23:55

39 yaşındaa hiç göstermio ama :))

daniell demiş,

14 Aralık 2008 @ 14:07

yaaaa hastayım ben bu adama yaaa çok seviommm I love youuuuu:D

idris charlıe demiş,

14 Aralık 2008 @ 20:17

bu adam çok iyi kalpli . kelimeleri bir araya getirmekte zorlanıyo düşünemiyo saf :D çok seviyorum

lostkoliq zeyno demiş,

16 Aralık 2008 @ 19:20

ya ben yeni 4. sezonun ilk bölümünü izledim.cidden bu adamın kim olduğunu çok merak ediom.bide bu adam jack’leri kurtarmaya gelmedimi ben’le işi ne?

daniell demiş,

16 Aralık 2008 @ 20:02

lostkoliq zeyno
sana tavsiyem izle ,şimdi söylersek kafanın karışmasına neden olabiliriz ok:)

WİLBUR demiş,

23 Aralık 2008 @ 22:08

çok saf gözüküo çok tatlı bn en son gelenlerin içinde en çok onu sevdm

cumali demiş,

6 Ocak 2009 @ 12:44

evt iyi birine benziyo bende neden ağladığını anlamadım hatta ağlarken arkasındaki(eşi veya kız arkadaşı)neden ağlıyorsun dediğinde cevapbile vermedi belkide desmond’ın seni adadan biliyorum dediği ve kazayı ona anlatıp grçekleştiği için olabilirmi?

hüseyin yücel demiş,

17 Mart 2009 @ 17:11

Michael Faraday araştırın arkadaşlar bu ismi neler çıkacak altından bu isim bir bilim adamı

MiraLay demiş,

27 Mart 2009 @ 17:29

İsmi Danyal Peygamber’den Soy İsmi İse Michael Faraday’dan Geldiğini Duyduğum, Dizinin En İyi Kalpli Karakteri… Seviyoruz Kendisini…

brc demiş,

31 Mart 2009 @ 16:06

neden ağladığını ben de hala merak ediyorum..

aspendos demiş,

27 Nisan 2009 @ 00:31

valla ilk gördüğümde kaşı gözü oynayan,insana güven vermeyen adam olarak olarak artık belleğimde yerini kaptı

juliet demiş,

2 Mayıs 2009 @ 17:22

ADAM ÇOCUK GIBI DURUO YA

gizem(L)sayid demiş,

9 Mayıs 2009 @ 10:33

bu adamda cok zeki yha ama 5sezonun 15 bölümünde vuruldu anlamadım bişe yha annesi vurdu filan hiç beyenmedim 15 bölümü

hasan demiş,

9 Mayıs 2009 @ 18:28

gizim öncelikle dan 14. bölümde vuruldu ve sper bölümdü.bir çok sır ortaya çıktı.ben anlamıyorum,senaristlerin sırları anlatmasını istiyor,sonrada anlattığı bölümü sevmiyorsunuz.

dylan demiş,

24 Ağustos 2009 @ 12:23

Yaaaa Faraday 6. sezonda da olsun ölmemiş olsun.Benim favori karakterimdi önce charlie sonra faraday ve juliet:(

sayid demiş,

2 Eylül 2009 @ 21:31

hasan arkadaşım önceden anlatılan bölümler güzel olmuyor tabiki çünkü bilindikleri izlemek zevk vermiyor ilk kez duyarak izlemek daha zevkli oluyor ben şuan 5.sezona başladım 4.sezonu 1 hafta önce bitirdim ve 5.sezona başlayacağım arkadaşım

Benjamin Linus demiş,

11 Ocak 2010 @ 11:46

favoruim

vintage demiş,

8 Şubat 2010 @ 09:07

Çok tatlı. Erkeklerden Sawyerden sonra en sevdiğim karakter. Ama öyo qaliba sonda. (Huzur içinde yat Daniel Faraday adlı bi yeri gördünüzmü bilmem)

vintage demiş,

8 Şubat 2010 @ 09:08

Çok tatlı. Erkeklerden Sawyerden sonra en sevdiğim karakter. Ama ölüyo qaliba sonda. (Huzur içinde yat Daniel Faraday adlı bi yeri gördünüzmü bilmem)yazık ölmesiiinnnn!…

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemesi · Geri İzleme URI

Yorum Yapın