
Bu bölümde, bir başka ada gizemiyle daha tanıştık. Sahte Locke, Richard’ı kendisiyle gelmeye ikna etmeye çalıştığı sırada; ormanın içinde sarışın ve kolları kan içinde bir çocuk gördü. Richard ise onun neye baktığını anlayamadı. Çocuğu ikinci kez gördüğü sırada Sawyer’laydı. İşin ilginci;
çocuğu Sawyer da görebiliyordu. Koşmaya başlayan çocuğu kovalayan sahte Locke yere düştü. Ayaklarının dibinde beliren gizemli sarışın çocuk ona; ‘Kuralları biliyorsun. Onu öldüremezsin.’ dedi. Sahte Locke’un cevabıysa sanki ona değil de gerçek Locke’a ait gibiydi: ‘Bana ne yapamayacağımı söyleme!’
Bu sarışın çocuğun Jacob’a benzerliği dikkat çekici. Bu çocuk Jacob olabilir mi? Sarışınlığı akıllara Aaron’u da getirmiyor değil. Bu çocuk Aaron olabilir mi?
Peki, bu kurallar ve öldürememe mevzusu nedir? Kuralları kim koymuştu ve bu kurallar neyin kurallarıydı? Bu çocuğu Sawyer’ın da görebilmesi Locke’u neden şaşırttı? Locke çocuğu ilk gördüğünde, çocuğun kolları neden kanlıydı?
ninni







