Locke: Ateşe bakmayı bırakabilirsin. Jacob öldü. O öldü.
Ben: Neden karşılık vermedi? Neden onu öldürmeme izin verdi?
Locke: Yenildiğini biliyordu demek ki. Ben, dışarı cıkıp Richard’a onunla konuşmak istediğimi söyle.
Ben: Ne hakkında konuşacaksın?
Locke: Bu Richard ile benim aramda.
Sun: Kim bunlar?
Lapidus: Ajira’da bizimle olduklarını biliyorum. Beni bayıltıp yaktıkları kabine götürdüler. Sonra da kasadaki cesetle buraya geldiler. İyi insanlar olduklarını söylediler. Ben inanmıyorum.
Richard: Beni dinleyin, dinleyin. Dikkatli dinleyin. Jacob davet etmeden kimse içeri girmeyecek.
Ilana: Richard, o yüzden buradayız. Çünkü bizi Jacob davet etti.
Richard: Lanet olası heykelin gölgesinde ne yattığını sormanız sizi sorumlu yapmaz.
Ilana: Yetkili kim öyleyse?
Ben: Richard.
Richard: Ben. İçeride ne oldu?
Ben: Her şey yolunda. John seninle konuşmak istiyor.
Ilana: Jacob iyi mi?
Ben: Pardon. Siz kimsiniz?
Richard: Soruya cevap ver Ben.
Ben: Elbette Jacop iyi. İkisi de içerideler. John sadece seninle
konuşmak istiyor.
Richard: John benimle konuşmak mı istiyor?
Ben: Evet, öyle. Richard, ne yapıyorsun? Anlamıyorum, John’la konuşman gerek.
Richard: Ben konuşmadan, ilk sen konuş.
(Elimden geldiğince çevirmeye çalıştım. Sanırım güzel oldu. Hayırlı olsun. Haydi LOST gel artık.)
Çeviren : Yusuf







