5×13 Yeni Mısır Bağlantıları

Lost, Jack, Workman, School

Sevgili Damon ve Carlton, tamam, her şeyi anladık. Bu kadar belli ettiğiniz için teşekkürler, ama herhalde inanmayanlar bile adayla Mısırlılar arasında bir bağlantı olduğunu artık görmüştür. Doğrusu açıklığınızı takdir ediyoruz… Teşekkürler…

Lost, Dharma, Egyptian, Jack, blackboard

Mısır etkisinin ada tarihinde oldukça önemli bir rol oynadığını artık biliyoruz. Bu bölümde Dharma‘nın bu tarihi etkinin farkında olduğunu ve Mısır kültürünü ve tarihini öğrettiğini gördük. Bundan sonraysa, hepimizin bildiği gibi Mısır hiyeroglifleri Kuğu istasyonu‘na dahil edilecek.

(ninni)

4B8A15R16I23Ş42 demiş,

17 Nisan 2009 @ 23:56

hmmm ilginç ama bu sahnelere alıştık galiba

achilles demiş,

18 Nisan 2009 @ 00:03

bence mısır hicte kimsenin korktugu gıbı sacma deıl.bunda nevarki binlerce yıl bı cok medeniyet gelmis gecmıs adadan.hepsi de adanın sırrını cözüp kullanmıslar.zaman yolculuguyla ölüler geri gelince anibus zannetmsler heykel yapmıslar falan filan..

Bahachine demiş,

18 Nisan 2009 @ 05:33

Niye kimse yazmamış çok merak ediyorum. Ağır bir spoiler olabilir ama bu bölümde deniz altındaki uçağın Charles Widmore tarafından koyulduğunu öğrendik. Miles Felix isimli adamın ölüsüyle konuşurken neredeyse açık açık söyledi bunları. Herşeye dikkat ediyoruz ama bölümün en önemli yerini kaçırmışız bence…

Elisa demiş,

18 Nisan 2009 @ 08:30

o ucagı wıdmor un koydugunu saten biliyorduk içine sanırım mezarlardan çıkarılan ölulerı mı koydu tam anımsıyamıyorum olayı ama 4.sezonun sonunda yada 5. sezonun baslarında bunu acıkladılar saten

yasemin demiş,

18 Nisan 2009 @ 08:34

Bahachine demiş,
18 Nisan 2009 @ 05:33

Niye kimse yazmamış çok merak ediyorum. Ağır bir spoiler olabilir ama bu bölümde deniz altındaki uçağın Charles Widmore tarafından koyulduğunu öğrendik. Miles Felix isimli adamın ölüsüyle konuşurken neredeyse açık açık söyledi bunları. Herşeye dikkat ediyoruz ama bölümün en önemli yerini kaçırmışız bence…

bu bilgiyi 4. sezonda öğrenmiştik zaten bu sağlaması oldu.

Asigenc19 demiş,

18 Nisan 2009 @ 09:14

@Bahachine Zaten o deniz altındaki sahte ucak enkazını ölüleri vs vs. 4 Sezondan biliyoruz Charles Widmore koyduğunu

doruk demiş,

18 Nisan 2009 @ 10:08

Bahachine demiş,
18 Nisan 2009 @ 05:33

Niye kimse yazmamış çok merak ediyorum. Ağır bir spoiler olabilir ama bu bölümde deniz altındaki uçağın Charles Widmore tarafından koyulduğunu öğrendik. Miles Felix isimli adamın ölüsüyle konuşurken neredeyse açık açık söyledi bunları. Herşeye dikkat ediyoruz ama bölümün en önemli yerini kaçırmışız bence…

__________________________________________

dostum zaten uçağı widmore ın koyduğunu biliyoduk bence sen önceki bölümleri dikkatli izle :)

bir de mısırlılar hakkında yorum yapıcam yazarlar artık mısırlıları gözümüze sokuyolar kesinlikle mısırla ilgili bir iş çıkıcak

yelken demiş,

18 Nisan 2009 @ 10:20

deniz altındaki uçağın Charles Widmore tarafından koyulduğunu çok daha önce öğrenmiştik zaten. onun için herhalde kimse birşey yazmadı bu konuda. herşeye dikkat ediyoruz diyorsun ama …

coby demiş,

18 Nisan 2009 @ 10:28

mısıra bir uzay gemisi düşer yerliler bu gemişnin mürettabatına tapmaya başlarlar onlarda geri dönmek için onları kullanır sonra bişiler olur(bi savaş veya başka bişi) bizim uzaylılar korkup gemilerine bir ada şekli verip saklanmaya başlarlar ve kendilerini kurtarmak için kahramanlarımızın yardımına başvururlar

Eğer dizi bu veya buna benzer bir şekilde sonuçlanırsa basit bir dokuzuncu kapı (isim yanlış olabilir şu kurt russell ın oynadığı filmden bahsediorum) kopyası olur ve damon ve carlton da karizmayı fena halde çizdirmiş olurlar

üzgünm demiş,

18 Nisan 2009 @ 10:35

Bahachine arkdaŞm bence sen bişeyleri kaçrmşsn çünkü ztn biz onu kaç sezon önce öğrenmiştk ;))):)))))

nese geçmiş olsn..

a.a.s demiş,

18 Nisan 2009 @ 10:48

Bahachine,
Çok haklısın… Aynı yere ben de dikkat ettim. Ama ucu yoruma açık bir cevaptı bu bence. Miles şöyle diyor;
“Adamın adı Felix. Widmore adındaki birine birşeyler götürüyormuş. Bir takım kağıtlar, resimler, fotoğraflar… Boş mezarlara ait… Ve bir satınalma emri… Eski bir uçak için….”
Şimdi, bu belgeler gerçekten Widmore’a ait olabilir, yani uçağı o koymuştur denizin dibine. Ama Felix Widmore için çalışan ve bu belgeleri Ben’den alıp Widmore’a götüren bir adam da olabilir. Burada bir kesin açıklama yok bence. İki türlü de olabilir. Sizce?

bezanardo demiş,

18 Nisan 2009 @ 10:51

uçağın zaten widmore tarafından konulduğunu çok öncelerden öğrenmiştik sende oraları kaçırmışsın sanırım :D

a.a.s demiş,

18 Nisan 2009 @ 10:52

Benim aklıma takılan bir diğer konu da, Naomi’nin Miles’a gidecekleri adada yaşayan nüfusun bir kısmının ölü olduğunu söylemesiydi. Yani bizim adada yaşıyor olarak algıladığımız bazı insanlar aslında ölü olabilir. !!!

jack demiş,

18 Nisan 2009 @ 11:17

Bahachine demiş,
18 Nisan 2009 @ 05:33

Niye kimse yazmamış çok merak ediyorum. Ağır bir spoiler olabilir ama bu bölümde deniz altındaki uçağın Charles Widmore tarafından koyulduğunu öğrendik. Miles Felix isimli adamın ölüsüyle konuşurken neredeyse açık açık söyledi bunları. Herşeye dikkat ediyoruz ama bölümün en önemli yerini kaçırmışız bence…

saten widmore un uçağı koyduğunu eski bölümlerde görmüştük sanırım izlemedin yada hatırlamıyorsun

bu arada bu bölümde de sadece miles ın babasının o çinli olduğunu öğrendik koskoca bi bölümde sadece bu sır çözüldü sır bile sayılmaz çünkü önceki bölümlerde miles ın babasının kim olduğunu saten kimse merak etmiyordu

mısırla ilgili bağıntılarla ilgili ise saten biliyoruz mısırlılarla bağıntılı olduğunu niye hala vurguluyorlar o bizi koltuğa çivileyen eski bölümler ne güseldi şimdi hiç bi sır çözülmüyor

saygılar

reyhannn demiş,

18 Nisan 2009 @ 11:27

Bahachine e katılıyorum kimse bu konuya parmak basmamış bu konu hakkında hiçbir sitede bir yorum göremedim bizi uyandırdığın için sağol bahachine :)

hasannx demiş,

18 Nisan 2009 @ 12:07

bahachine o okyanus altındaki uçağın widmore tarafından yerleştirilmesini, mezarların kazınıp içindeki ölülerin oknayus altındaki uçağa konulduğunu önceki sezonlardan biliyoruz. bu yeni açıklanan bir şey değil. widmore gerçek kazadedelerin bulunmaması için ( ki gerçek kazazadeler bulununca ada ortaya çıkacaktı) okyanus altına bir uçak düşürdü vs herkesi öldü olarak gösterdi. bunu ben locke’a fotoları ile birlikte dösterdi.

Cihan demiş,

18 Nisan 2009 @ 12:07

@Bahachine

Arkadaşım zaten biliyorduk uçağın Charles Widmore tarafından konulduğunu.Hatta cesetler için mezar bile yaptırmıştı.3. sezonda geçmişti yine bu!

Cihan demiş,

18 Nisan 2009 @ 12:10

Ya bunlar inşallah hedef saptırmadır.Ben hala Lost’un sadece Mısırlılara veya Mu anıtlarına bağlanacağını düşünmüyorum ve inanmak istemiyorum.Senaristler sonucu bilimselliğe bağlayacağız sözlerini inşallah tutarlar ama açıkçası bu saatten sonra Lost hangi sonuca bağlanırsa bağlansın bir çok kişiyi hayal kırıklığına uğratacak gibi görülüyor,çünkü beklenti çok yüksek!

dcn demiş,

18 Nisan 2009 @ 12:47

zaten biliyordık.4. sezonda açıklanmıştı

termit00 demiş,

18 Nisan 2009 @ 14:41

Daniel nereye gitmişti ve nerden geliyor.Hatırlayan var mı?

Elisa demiş,

18 Nisan 2009 @ 14:45

arkadaşım demişsinkı naomi miles e gidecegimiz yerdekı ınsaların çogu ölu ve senın onlarla konusmanı ıstıyoruz belkıde bızm 6 lı öldur demek ıstemışsınde eyer öle olsa ıdı mıles e gerek kalmazdı çünki naomı kendısıde onlarla konuştu hatta içlerınden bırı yanı lock tarafından ölduruldu o ada dakıler yasıyor şayet ölu olsalardı claer bebegını doguramazdı bu dızı mantık sınırlarımızı zorluyor bu dogru ama bukadarıda olmas ve filmin sonu hakaten gökkusagı projesıne baglanacak gibi hatırlasınıs wahlt içinde bır kadın kaçırılınca hiç olmaması gereken yerlerde ortaya çıktıgını gördunmu demıştı babasına bu philederpia deneyındede kurtulan murettebattan bazılarının bırden ortadan kayboldugu ve başka yerlerde ortaya çıktıgı ve donma gibi bır olay yasadıgı takı birisi ona dokununcaya kadar kendıne gelemedıgi yasılıyor bır stede lost ıle alakalı bir yorum okumuştum o yoruma göre bu donma olayını jakop yasıyor ve ben bunu bılıyor ben ve lock jakop un evıne gitiginde sallanan sandaye vardı ve ben yeter deyıp sandalyeye dokununca jakop lock tan yardım ıstemıştı bu yorum bana bayagı mantıklı geldı siz ne dersınız belkı ben sandalyeyı tutunca jakop a dokundu ve kısa surelıgınede olsa jakop kendıne gelıp yardım istedı ama bunu neden sadece lock duydu yada aslında ben de duydu ama lock un da duydugunu anlayıncamı onu vurmak ıstedı sır acıga çıkmasın dıye işte burası muamma sız ne dersınız

maxi well demiş,

18 Nisan 2009 @ 15:07

bence sonuç philedelphia deneyi—gökkuşağı deneyine bağlanabilir vede çok bilimsel olur ne dersiniz??

ömer faruk demiş,

18 Nisan 2009 @ 15:40

Jack burada Kate’i iyi korudu..

flz demiş,

18 Nisan 2009 @ 16:27

kate’görünen at.jack babasını gördü,eko kardeşini gördü af dilemeyince(eko)ben kardeşin değilim dedi.eko’yu öldürdü.bence kara duman ölü insanların formuna giriyor.yani locke karadumanın kendisi olabilir.ben tapınakta alex ile konuşurken locke orda değildi ve locke bütün isteklerini yapacaksın dedi.alexsin formundaki kara duman diye düşünüyorum.

brc demiş,

18 Nisan 2009 @ 16:40

tahtada yazanlar ilginçmiş

tırstım demiş,

18 Nisan 2009 @ 16:41

a.a.s demiş,

18 Nisan 2009 @ 10:52

Benim aklıma takılan bir diğer konu da, Naomi’nin Miles’a gidecekleri adada yaşayan nüfusun bir kısmının ölü olduğunu söylemesiydi. Yani bizim adada yaşıyor olarak algıladığımız bazı insanlar aslında ölü olabilir. !!!

hocam orda naominin bahsettiği dharma katliamıydı kanımca…

Bahachine demiş,

18 Nisan 2009 @ 19:02

Orada eski bölümlerde tam olarak emin değildik. İkilem içindeydik. Widmore Benjamin koydu diyordu. Benjamin de Widmore. Bu bölümde tam sağlaması yapılmış oldu.

Bahachine demiş,

18 Nisan 2009 @ 19:16

Bir de fotoğraflar biraz daha kaliteli olarak gönderilebilirse daha fazla şey anlaşılacak. Çünkü hiyeroglifler var sol tarafta ve altlarında yazı yazıyor…

uMUT AKSEL demiş,

18 Nisan 2009 @ 19:27

ben artık bu siteye daha fazla onem werilmeli 3-4 haftadır pek bişey yok eskiden boyle deildi artık boyle giderse olmaz zaten baaşka iii, sitede yok biraz daha onem

lostcu demiş,

18 Nisan 2009 @ 19:37

a.a.s demiş,
18 Nisan 2009 @ 10:48

Bahachine,
Çok haklısın… Aynı yere ben de dikkat ettim. Ama ucu yoruma açık bir cevaptı bu bence. Miles şöyle diyor;
“Adamın adı Felix. Widmore adındaki birine birşeyler götürüyormuş. Bir takım kağıtlar, resimler, fotoğraflar… Boş mezarlara ait… Ve bir satınalma emri… Eski bir uçak için….”
Şimdi, bu belgeler gerçekten Widmore’a ait olabilir, yani uçağı o koymuştur denizin dibine. Ama Felix Widmore için çalışan ve bu belgeleri Ben’den alıp Widmore’a götüren bir adam da olabilir. Burada bir kesin açıklama yok bence. İki türlü de olabilir. Sizce?

demişsin sana tamamen katılıyorum.eğer sahte uçağı widmore koydurduysa neden boş mezarların ve ölülerin fotoğraflarını çektirerek ortada delil bıraksın, bu bana biraz garip geldi. bu sahte uçağı koyduran her kimse ki bu kişi veya grup ben de olabilir veya miles’ı minibüse bindiren kişilerin bağlı bulunduğu kimselerde olabilir. çünkü adaya sahip olmak isteyenleri göz önünde bulundurursak işlerin daha farklı yürüdüğünü görebiliriz.hele ki ben çarkı çevirip adandan çıktıktan sonra sayid’e birçok kişiyi öldürttü ve bu işi sayide bu kişiler arkadaşların için tehlike diyerek yaptırdı. uçağı widmorun koydurduğuna kesin gözüyle bakanların biraz daha düşünmeleri gerektiği kanısındayım.. ha birde şu var ki sayidi yakalayan kadının da sayid tarafından golf sahasında öldürülen adamın ailesi için çalıştığını söylediğini düşünürsek, o sahte uçak konusunun hakikaten ucu açık kalır………

machinistjelko demiş,

18 Nisan 2009 @ 19:50

Şu miles konuştuğu ölü adama dikkat ettinizmi. Hurley ‘e çok benziyor.

lostcu demiş,

18 Nisan 2009 @ 19:52

ha bide şunları ekleyeyim;

miles’ın konuştuğu ölü widmora fotoğraflar ve bazı belgeler teslim edeceğini söyledi bunların arasında eski bir uçak için bir satın alma emrinin de bulunduğundan bahsetti.widmore neden kendi verdiği satın alma emrini geri istesin ki?muhtemelen bu adam bu belge ve fotoğrafları başka bir yerden çalıp ona getirecekti

Bahachine demiş,

18 Nisan 2009 @ 23:01

Şöyle bir fikir yürütülebilir. Widmore’un etrafındakilerin Dharma’dan haberleri vardır mutlaka ve onlarda adayı görmeyi, adanın onların olmasını çok isterler. Benjamin 5×10′da Sayid’e dedi ki görevini tamamladın. Widmore’un çevresindeki adamları öldürdün gibimsi şeyler söyledi. Dediğim gibi herkes o adaya sahip olmak ister. Widmore’un etrafındaki adamlar bana göre yavaştan kendi aralarında bir örgütlenme içerisindeydi. Sadece kendileri liderdi bu gruplarda. Bunlardan Widmore’dan sonraki en güçlüsü tarafından bu gruplanmanın içinde Bram ve Ilana. Widmore’un tarafından olmalarını istemiyor. Çünkü Widmore’dan önce bulup ondan önce gücü kapmak istiyorlar olabilir. Ama Bram ve Ilana kesinlikle Ben’in adamları değil veya Widmore’un adamları değil. Yoksa Ben şu anda yaşamıyordu veya Ben şu anda tekrardan adanın bugünkü lideri konumuna gelebilirdi. Bundan dolayı teorim desteklenebilir. Ama Widmore’un çevresindeki bir oluşumdur bana göre. Mesela Sun’ın babasının kurduğu bir oluşum olabilir. Neden olmasın?

Kiddy demiş,

18 Nisan 2009 @ 23:29

bu arada senaristler ve yapımcıların gözünden kaçan ufak bir hata var :

kara tahtanın yanındaki periyodik tabloda 1977 de henüz keşfedilmemiş atomlar da var. bu arada üzeri kahverengiyle işaretlenmiş ortadaki atomun numarası da 42 (molibden) :D

en eski yenilik demiş,

18 Nisan 2009 @ 23:37

Arkadaşlar öncelikle buradaki yorumlarınızı uzun süredir takip etmekte olan biri olarak harika teoriler ürettiğinizi ve bunu yaptığınız için dizi heyecanı içerisinde yazılarınızı heyecanla okuduğumu belirtmek isterim,yorumlarınız hep bir mantıklı açıklama çerçevesinde olan yorumlar ama şunuda belirtmek isterimki bu dizide mantıklı açıklamsını yapacağınız tek bölüm dizinin final bölümü olmadı pekala neden; hep aklımızı senarist ve yönetmenlerin mantıklı bir açıklamayı bu kadar saçmalığın içierisinde nereye bağlayacağıdır buradada gerçek olan şuki
”uzaylı”lara bağlamaları saçmalık çünki böyle birşey çizgi filmler haricinde yok eğerki olursa sakın şaşırmayın yada -neden olmasın,heyecan verici olsun yeter. diyenlerdenseniz mantıklı açıklama diye birşey aramayıp heyecanla dizinin diğer bölümlerini takip edin ve final bölümünde mutlu sona ulaşın
”mısır”a bağlamaları mantıklı bir açıklama olmamakla beraber kayıp kıta atlantis e ve bu kıtanın yokolmasından sonra kurtulmayı başaran diğer insanların atlantisin sırlarıyla beraber mısırda yeni oluşumlar içerisine girmeleri gibi gelişmelerle sonuçlandırılması henüz böyle bir gerçeği (yani kayıp kıta atlantis gerçeğini) hayal gücümüze sığdırmaktan öte bir yere gidemediğimzden dolayı(yani insanlık tarihi bakımından) sadece somut bir saçmalık olarak kalmaya devam edecek ve gene mantıklı bir açıklama olmayacak.
Fazla uzatmadan ben size bu işin bilimsel olarak kanıtlamış ve zaman kavramı bakımından tarihideğiştirmiş olan Einstain ın İzafiyet teorisi Yani görecelilik veyahult zamanın göreceliliğini dahada basit bir anlatımla sunulacak olursa zamnın evren içerisinde genişleyen uzayan kısalan ve olduğu yerde kalabilen bir göreceliliği olduğunu ve bunu kanıtlamadan öldükten sonra vasiyet olarak Faradayın annesine veyada onunda annesine ki(oda einstain ikinci karısı olabilir) kafasındaki büyük bir projeyi dünyaya zararlı şahıslardan koruyarak gerçekleştirilmesini istemiş bu sırda Daniel Faraday a kadar yani Einstain torununa kadar gelen bir bilimsel çalışma olduğuna ve bu çalışmanın gerçek olduğundan dolayı Faraday ın ağlamasına kadar olan bir süreç olduğunu düşünüyorum, dahada açıklama yapılması gerekiyorsa bilimsel olarak kanıtlanmış bir kuram ı yürürlüğe sokma açıklaması vede (olayın kopma noktası) Uçak kazsı ile komaya giren hayranı olduğumuz oyuncuların üzerlerinde yapılan deneylerden dolayı Jacop,karaduman gibi hayali karakterler türetilmesinin (komadaki hastaların rüya gördüklerinizi bilirsiniz tabi)olaya atraksiyon kattığıdır.
Faraday dedesinin vasiyetini gerçekleştirme çabası ile widmor ilede anlaşmış olabilir veya Ben ile,buradada muamma olan kısımlar var tabii. Dahada geniş bir açıklama yapardım ama uykum geldi kusura bakmayın zaten bu ilk ve son yorumum olacak.Saygılarımla…. Sağlıcakla kalın… :)

a.a.s demiş,

19 Nisan 2009 @ 00:17

Yaw, herkes Widmore’un enkazı koyduğundan o kadar emin ki!

Arkadaşlar, bu konu henüz tam olarak açıklanmadı. Widmore’mu yoksa Ben’mi koydu henüz bilmiyoruz.
Bakın,
Meet Kevin Johnson bölümünde Tom (fake sakal takan others) Michael’a uçağı Widmore’un koyduğunu söylüyor ve hatta bulunan boş mezarların resimlerini gösteriyor. Daha sonra Ji Yeon isimli bölümde, Kahuna’da (gemide), geminin kaptanı Gault, Desmond ve Sayid’e bu sahte uçak enkazını Benjamin’in oraya koydurduğunu, sebebinin ise adanın bulunmasını istemediğini söylüyor.
Sonuçta ortada 2 adet açıklığa kavuşmamış iddia var. Benim fikrime göre, bu işi gerçekten Benjamin yaptırdı, yoksa yukarıda Lostcu arkadaşın da dediği gibi, eğer Widmore kendisi yaptırsa, neden belgeleri Felix ona delil olarak götürsün ki?

Yani ben 5 senedir haybeye bu diziyi seyretmiyorum, böyle önemli bir açıklamayı atlamış olmam gerçekten zor, kaldı ki yabancı sitelerde de yaptığım araştırmalarda böyle bir bulgu yok… Bence tekrar düşünün. :)

a.a.s demiş,

19 Nisan 2009 @ 00:25

Elisa demiş,
18 Nisan 2009 @ 14:45

arkadaşım demişsinkı naomi miles e gidecegimiz yerdekı ınsaların çogu ölu ve senın onlarla konusmanı ıstıyoruz belkıde bızm 6 lı öldur demek ıstemışsınde eyer öle olsa ıdı mıles e gerek kalmazdı çünki naomı kendısıde onlarla konuştu hatta içlerınden bırı yanı lock tarafından ölduruldu o ada dakıler yasıyor şayet ölu olsalardı claer bebegını doguramazdı………………………….

—————-
Ben bizim 6′lının ölü olduğunu filan söylemedim. Sadece Naomi’nin “adada yaşayan nüfüsun bir kısmı ölü” dediğini hatırlattım. Benim mantığıma göre bu ölü adaylarından biri Richard olabilir, çünkü adam 50 küsür yıldır yaşlanmadı. Ve ya Christian Shepard, ve ya Locke… Sonuçta bu son ikisi gerçek dünyada ölüp adaya gelince dirilen tipler.

Utkuman demiş,

19 Nisan 2009 @ 00:49

şimdiye kadar ki bölümler ile ilgi olarak birkaçşey anlatmak istiyorum.Öncelik ile geçmiş bölümlerde adadaki heykelin 4 parmağı olduğunu görmüştük ve yine 5 sezonda adanın Mısır bağlantılarını gördük.Anubis mısır uygarlığında ölülerin koruyucusu tanrı olarak bilinir. Mısır hierogliflerinde de görülebileceği üzere Anubis 4 ayak parmağı olan bir kurt figürüdür.Adanın koruyucusununda Anubis olduğunu düşünüyorum.Bir önceki bölümde fieroglifte siyah dumanın kafası kurt şeklinde idi. hieroglif şekilleri tamamen Mısır fieroglifleri ile aynı karakterde.Ada’nın yerini değiştiren herkes çöle teleport ediliyor. Ben ve John bunlara örnek.Ve hep aynı yere teleport olmaları Widmore’ un buraya kurduğu kamera sisteminden de anlaşılıyor.
Dikkat edildi mi bilmem Ben çarkı sağa doğru itmişti ve ada geçmişe gitti. Lock ise çarkı sola doğru itti ve ileri bir tarihe gelindi.Ben,Lock ve Sun çok farklı bir zamanda ve diğer ada halkı 1977 lerde. Adanın yer zaman kordinatlarını bilen Faradayın annesi ve Faraday da 13. bölümün sonunda 1977 lere geri geliyor. İleriki bölümlerde Tüm ada halkının özellikle Benjamin’in diğer ada halkı ile aynı zamanda buluşmasını Faraday sağlıyacak diye düşünüyorum.Ve yakın zamanda enaz bir zaman yoluculuğu daha olucaktır.
Her bölüm izliyeni sabırsızlanan bir yerde bitiyor.Cuma sabahını iple çekiyorum. Yeni yorumlar ve gelişmelerle görüşmek üzere.

EurosoftBilgisyar demiş,

19 Nisan 2009 @ 05:50

Bu bölümün konusu tahta da yazanlardı konu farklılaşmış. Tahta daki hiyroglifleri tercüme etsek daha akıllıca olurdu.
Mısır uygarlığını araştıran ders veren öğreti geliştiren drahmacılar. Anhk kolyesi de drahmacılardaydı.

Ben de şahsen olayın Mu kıtasına bağlanacağını düşünüyorum. Manyetik alan ve zaman sapmalarına yol açan maddenin de uzaydan gelen bir göktaşı olacağı kanısını taşıyorum ancak efaradayın annesinin bulunduğu kilise de de aynı elektromayetik etkiyi gösteren madde var.
Buda bize dünyada bulunan ve google den araştırıp görseller kısmında görebileceğimiz manyetik alan haritasındaki çizgiyi incelerseniz berbumada şeytan üçgeni tunus avustralya yakınlarını takip ettiği sonucuna ulaştırır.
Elimizde dünya manyetik haritası var ve bu harita ada hareketleri ile örtüşüyor.
Mısır uygarlığı (MU) bu manyetik alan işini çözmüş ve bu delikler arasında hareket etme yeteneği kazanmıştı olarak karşımıza geleceğini düşünüyorum.

sedef demiş,

19 Nisan 2009 @ 10:10

gözden kaçan bişey daha var.jack in temizlediği yazı tahtasında başlıklar
eski mısır-2600/2000
orta mısır-2000/1300
son mısır-???????? silik okunmuyor.bu bi anlam taşıyor olabilir bence.diğerlerinde tarih gözümüze sokulmuş.son mısırda ise gözükmüyor.

Cengiz demiş,

19 Nisan 2009 @ 13:19

Utkuman demiş,

Dikkat edildi mi bilmem Ben çarkı sağa doğru itmişti ve ada geçmişe gitti. Lock ise çarkı sola doğru itti ve ileri bir tarihe gelindi.

Arkadaşım yanlışın var.Her ikiside çarkı sola doğru çevirdiler.

βоЪ MấŔĿ3ý demiş,

19 Nisan 2009 @ 17:24

Arkadaşlar bana göre ‘en eski yenilik ‘ ve ‘utkuman’ arkadaşlarımızın söylediklerine katılıyorum. Uzun uzun yazmaya gerk yok. onların dediklerine aynen katılıyorum. Zaten heykelin anubis olduğu kesin ortaya çıkınca dizinin mısırlılarla ilgisi oldununu anladık. ‘Sedef’ arkadaşımızın yazdığı mısır tarihleri ise neden terste???. Milattan Öncemi acaba?

Ozan Dogan demiş,

19 Nisan 2009 @ 21:03

misirlilar zamaninda ampul kulanniyorlarmis, bakin:

http://us2.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/13327/ANTIK_MISIR_DA_AMPUL_KULLANILARAK_AYDINLATMA_YAPILIYORDU

En_Ki demiş,

20 Nisan 2009 @ 00:19

arkadaşlar denizaltındaki uçağın Widmor tarafından konulduğunu bilmiyoruz.Bunu Ben Locke böyle söylemişti.Ama ben inanmıyorum .Bence bu Ben’in Widmor’a karşı Lock’u yanına çekebilmek için söylediği bir yalandı.Bence o denizaltındaki uçak olayından tamamen Ben sorumlu.Bu bölümde Felix adlı kişinin Widmora bir takım belgeler götürdüğünü ve bu sırada öldüğünü gördük.Muhtemelen Ben’in uçak kazası ile ilgili yalanını belgeleyen belgeleri Widmor’a götürecekti Felix ama Ben öldürttü.

şeker demiş,

20 Nisan 2009 @ 00:59

arkadaşım mısır uygarlığı zaten milattan önceki dönemdir.o tarihlerde bi gariplik yok.tarihçiler mısırı üç döneme ayırırlar. her nyse bu küçük ayrıntıdan sonra ben tekrar diziye dönmek istiyorum.miles cesedi almaya gittiğinde küçük bir torbayı görevli adama vererek cesedi almıştı.acaba o torbada ne vardı?
bir de dr.Chang, hurley ona “cesete noldu?” diye sordugunda “ne cesedi?” diyerek ona şaşkın şaşkın baktı.yani bence o adamın ölü olmadıgını ima etti. ancak miles o cesetle konuşabilmişti. madem ölüyle konuşabiliyordu,Chang niye öyle söledi? bence dharma girişimin yaptıgı en büyük çalışmalardan biri de zaman yolculugunu saglamanın yanında esas olarak ölülerin tekrar dirilmesini saglamak…

ALPER demiş,

20 Nisan 2009 @ 08:47

arkaşlar mısırlıların bu adayı ilk keşfedenler olduğunu anlamak zor değil…büyük ihtimalle milahtan baya önceleri…ama benim anlamadığım…ada dışında zaman normal işliyor ama ada da 1977 yılında çakıldı kaldı…demekki duvardaki fotodan da anlıyoruz…dizi finalini bu tarihlerde yapacak…büyük ihtimalle bu tarihlerde ölecekler….sonuçta ada 1977 de olabilir..ama jack sawyer ve diğerlerinin küçüklükleri dış dünyada şuanda…yani o kaza zamanı geldiğinde yeniden olacak…ve bizimkiler oralarda olacak…peki ozaman ilk kaza olduğunda neden orada değillerdi…john locke ilk sezonda jackle beraber ormanın derinliklerinde tatlı suyu keşfettikleri yerde cesetler bulmuşlardı ve locke bir kasenin içinde 2 zar bulmuştu…onun ne kasesi olduğunu biliyoruz şu elmas hırsızları çiftin kasesiydi…o kaseyide sawyerin cebine koyduğunu biliyoruz…ve lockun bulduğu cesetin isimliğinde la… yazıyordu yani “la” geri kalan silinmiş yanmış gibi ne yazdığı belli değildi…burdan yola çıkarsak orada “lafleur” yazdığını anlarız..yani o ceset sawyera aitti…demekki zaten yaşanmış şeyler bunlar…ama ya richard: ozaman adada şu anda 2 tane richard var….ve aynı yaşta…çünkü richardda adayla beraber zamanda geriye gitti…ve hiç yaşlanmadığına göre zaten aynı konumdaydı…yani şu an adada 2 tane richard var…bakalım bu konuya açıklık getireceklermi….ve ben richardın taaaa mısırlılardan geldiğini düşünüyorum…çünkü dikkat edin….gözleri sürmeli esmer tenli…aynı mısırlılara benziyor…

widmore demiş,

20 Nisan 2009 @ 11:56

Dharma Hakkında ve 4-8-15-16-23-42 sayılarının Gizemi

Enzo Valenzetti, adında bir italyan matematikçi insanoğlunun kesin yaşam süresini, belli parametreleri (doğal afet, salgın, savaş, kıtlık) ve katsayıları kullanarak, dakikası dakikasına hesaplamış ancak kurduğu denklemi hiç kimseye anlatmamıştır.. Meşhur denklemini bulduktan sonra bir süre Birleşmiş Milletler komisyonunda çalışmış, ve son olarak Dharma İnitiative için çalışmıştır.. Avrupa’dan yola çıktığı tek motorlu uçağı ile okyanusa çakılmış ve hayatını kaybetmiştir..
Valenzetti EquationBu adamı en yakından tanıyan ve hakkında en çok bilgiye sahip olan Gary Troup isimli kişi Valenzetti Equation adında bir kitap yazmıştır.. Ancak bir raslantı sonucu eylül 2004 de Oceanic Airlines 815 sefer sayılı Sydney - Los Angeles uçağı ile ABD’ye giderken uçak bir adaya düşmüş, Gary Troup sağ kurtulmuş ancak kaza alanında uçak tribününün ani çalışması sonucu hayatını kaybetmiştir.. Troup’un Hanso Foundation’un bilinmeyen yüzünü anlatmak için yazdığı ancak henüz basılmayan bir diğer kitabı olan Bad Twin yarım kalmıştır.. Gary Troup, dizi senaryosuna göre, uçakta Sawyer’in yanında oturuyordu.. O öldükten sonra Sawyer ona ait yazmaları bulmuş ve gördüğünüz gibi 2. sezonun 20. bölümünden itibaren okumaya başlamıştır. Ancak Jack’in yazmaları imha etmesi nedeniyle finali okuyamamıştır.. Doğruluğu tartışılsa da Enzo Valenzetti ve Gary Troup yaşamış, gerçek kişilerdir.. Tabiki dizi, bu olaylardan ve durumlardan yola çıkılarak oldukça iyi ve karmaşık bir şekilde kurgulanmıştır..

widmore demiş,

20 Nisan 2009 @ 11:58

Dharma Girişim

DHARMA GİRİŞİMİ, isimli gizemli araştırma projesi, 1970′de Gerald ve Karen DeGroot tarafından Michigan Üniversitesi’nde doktora yaparlarken oluşturulmuş ve Danimarkalı sanayici Alvar Hanso ile sahip olduğu HANSO FOUNDATION tarafından desteklenen bir oluşum olarak görünür. Ancak yine de araştırma projelerinin kapsamının bu derece geniş olması, “incident”, “purge” gibi gizemli olaylarla desteklenen sis perdesi, DHARMA’nın ne kadarının “bir araştırma projesi” ne kadarının ise başka bir şey olduğu konusunda ciddi şüpheler yaratır.
DHARMA, Sanskritçe’de pek çok anlama gelir. Bu anlamlardan bazıları şöyledir :
- Evrenin düzenini ve ruhsal gelişimi sağlayan kozmik doğa yasaları. - Ulu düzen, hakiki doğa - Hakikat - Vazife - Doğruluk, erdem, ahlak, bilgelik

widmore demiş,

20 Nisan 2009 @ 12:40

Arkadaşlar ŞU Yazıyı Okuyun Derim : karar sizin

“BİR KARDANADAM DİĞER KARDANADAMA NE DEMİŞ?”
“HEYKELİN GÖLGESİNDE NE YATIYOR?”

”İlk soruyu; Kelvin, Desmond adaya ilk kez geldiğinde sormuştu. Daha sonra bu soru, Desmond tarafından Locke’a soruldu. ikinci soru ise adaya 2007 yılında gelen Illiana ve ekibi tarafından soruldu. Bu sorulardan yola çıkarak; Caesar, Illiana ve Bram’ın ekibi şu anda Widmore ve Ben’e ait olmayan bir oluşum ve yeni Dharma’cılar olarak nitelendirilebilir. Büyük ihtimalle de, “Heykelin gölgesinde ne yatıyor?” sorusu ileride önemli bir noktaya temas edecek gibi gözüküyor. ”

egemen demiş,

20 Nisan 2009 @ 13:58

ya mılesı arabaya alanlar kim buda önemli bence konuştukları falan

egemen demiş,

20 Nisan 2009 @ 14:00

ya mılesı arabaya alanlar kim buda önemli bence konuştukları falan biz kazanıcaz diyodu bu kadar soru nasıl cevaplanacak bilmiyorum

Cengiz demiş,

20 Nisan 2009 @ 16:55

ALPER demiş,

lockun bulduğu cesetin isimliğinde la… yazıyordu yani “la” geri kalan silinmiş yanmış gibi ne yazdığı belli değildi…burdan yola çıkarsak orada “lafleur” yazdığını anlarız..yani o ceset sawyera aitti…

Arkadaşım bu dediğin hangi sezon? hangi bölüm? Ben böyle birşey hatırlayamadım.Hatırlatırsan sevinirim.

ALPER demiş,

21 Nisan 2009 @ 07:00

1. sezon ilk 10 bölümden birisi…..jack kate ve locke ormana içilebilir su bulmak için gidiyorlardı suyu buldukları yerde birkaç tane çürümüş ceset buluyorlardı….

emoş demiş,

21 Nisan 2009 @ 10:33

ALPER demiş,

lockun bulduğu cesetin isimliğinde la… yazıyordu yani “la” geri kalan silinmiş yanmış gibi ne yazdığı belli değildi…burdan yola çıkarsak orada “lafleur” yazdığını anlarız..yani o ceset sawyera aitti…

Arkadaşım bu dediğin hangi sezon? hangi bölüm? Ben böyle birşey hatırlayamadım.Hatırlatırsan sevinirim

***********************************

1.sezon 6.bölüm 13.dakika :))

Ayrıca Locke değil Jack buldu,sonra bu taşları Claire kabusunda Loce un gözlerinde gördü,birde 1.bölümde Loce tavla oynarken Walt yanına gelmişti ve ona siyah ve beyaz tavla taşlarını gösterip bişeyler söylemişti,”iki taş,iki taraf,biri siyah biri beyaz”gibi,sır falan demişti,hatırlamıyorum ama sonra walt babasına söylemişti oda bi kısmı sır demişti ama sadece ”burada bir mucize olmuş”dediğini söyledi,belkide başka şeylerde söyledi..

lostisland demiş,

21 Nisan 2009 @ 14:53

ada, eski zamanlar, mistik hikayeler…
deneyler, gizli araştırmalar..

hepsi iç içe ve gayet güzel bağlayacaklar merak etmeyin..

en sonunda felsefeden tarihe, tıptan mitlere, teknolojiden fiziğe vs.. çok yönlü ve derin araştırmalar sonucu ortaya çıkmış bir senaryoyu net bir şekilde göreceğiz..

olayların akış sırasının son derece karmaşık ve gizemli verilmesi heyecanı tavan yapar, konunun çeşitli olması ver her bilim dalına değinmesi mantıklı tutarlı yapar, açıklanamayan olaylar tarih öncesi veya doğaüstü güçlerle açıklanır, karakterlerin bizden biri gibi olmasıyla da bağlandığımız, heyecanı, macerayı, aşkı, korkuyu, gizemi, ihaneti.. insana ait herşeyi anlatan lezzetine doyamadığımız bir yapım ortaya çıkar! ne deneyler, ne tarihi bilgiler öğrendik baksanıza :) ben lost’u böyle anlatıyorum..

panço demiş,

21 Nisan 2009 @ 16:04

o bahsedilen cesetler Adem ve Havva olarak bilinen cesetler degil mi ben mi yanlış hatırlıyorum?

pınarjamin demiş,

21 Nisan 2009 @ 16:51

elisa aynen katılıyorum kesinlikle phedelpia deneyi-gökkuşağı projesine bağlanacak yaw okadar çok benzerlikler varki ve bu deneyden bahseden bu deneyin içinde olan bilim adamını yalancılıkla suçlamışlar bilim adamı buna karşılık kendisinin iradeyi yok eden ilacı kullanabileceği istese de ozaman yalan söyleyemcğini söylüyor!!!!!!!

yasemin demiş,

21 Nisan 2009 @ 17:06

şeker demiş,
miles cesedi almaya gittiğinde küçük bir torbayı görevli adama vererek cesedi almıştı.acaba o torbada ne vardı?
o torbada bişey yoktu çünkü o torba zaten ceset torbasıydı cesedi onun içine koydular.

Cengiz demiş,

21 Nisan 2009 @ 17:35

ALPER demiş,

lockun bulduğu cesetin isimliğinde la… yazıyordu yani “la” geri kalan silinmiş yanmış gibi ne yazdığı belli değildi…burdan yola çıkarsak orada “lafleur” yazdığını anlarız..yani o ceset sawyera aitti…

emoş demiş,

1.sezon 6.bölüm 13.dakika :))

Emoş hatırlatma için sağol.Bu arada mağaradaki cesetlerin üzerindeki kıyafet tamamen çürümüş.Açıkçası ben (LA) diye birşey göremedim.Bunun üzerine o kısmı 2-3 defa daha izledim ama yine göremedim.

Her neyse zaten Jack cesetlerin 40-50 yıllık olduğunu söylüyor.Sawyer 77′de ölse dahi bizimkiler adaya 2004′te düştüğüne göre eder 27 sene.Ayrıca Sawyer’ın öleceğinede kesinlikle ama kesinlikle ihtimal vermiyorum.Çünkü Amy’nin kafasına çuval geçirildiği bölümde kendisine ateş edildi fakat hiç birşey olmadı!

FRİNGE demiş,

21 Nisan 2009 @ 18:08

ne uçağı hangi widmore ait

FRİNGE demiş,

21 Nisan 2009 @ 18:42

o ölü adam hani felix diosunuz miles ona anlat bakalım dedikten sonra LOST yazısı çıktı ama anlatmadı die hatırlıyorum kaçıncı dk oluo bu olay

FRİNGE demiş,

21 Nisan 2009 @ 18:48

tamam arkaşlar ben sandım HURLEY gördüğü cesetten bahsediyorsunuz ama bu uçak ne üçağıydı belgeler fln kafa karıştırıcı

yokartik demiş,

22 Nisan 2009 @ 01:56

bunların adaya dönmesi için şartların ilk geldikleri gibi olması için john locke ölüydü ve christianın ayakkabılarını falan giydiler gitarla gittiler.. belki de widmoreun deniz altına uçak enkazı koymasının nedenidir. dizi biterken bunlar hiç adaya değil direkt suya düşüp ölmüş olacaklardır.. zaten adadaki insanlar ölmezse zaman hep başa döner.. şimdi dharmada çalışıyolar tasfiyede ölmezlerse uçak düşünce nolcak (30 yıl sonra falan)

Çok bilen az yaşar demiş,

22 Nisan 2009 @ 23:16

Bunların hepsi Daniel Faraday’ in Ben ve widmore dışında (Sun ın babası olabilir)annesi ile birlikte zaman yolculuğu hakkında yaptıkları bir deneydir.Faraday’in annesi Albert Ainstain in torunudur bizim Faraday ise torununun çocuğu ve veliahtıdır.

ibrahimtuzcu demiş,

24 Nisan 2009 @ 15:06

bende belki diğer yorumları kaçırmışımdır. ama kimsenin dikkat etmediği (ya da daha önce tartışılmış ta ben dikkat etmemişimdir) ben linus charles widmore’un otel odasına geldiğinde ”beni öldürmeye mi geldin” sorusuna ben : ”bunun olamayacağını ikimiz de biliyoruz” demesidir… buradan şunu çıkartıyorum; olayların mısır’a bağlantısı değil de mısır’a da! bağlantısı var. yani bu sadece ayrıntılardan birisi… şimdi gelelim ben’n widmore ‘a söylediği o müthiş lafa…widmore’u öldüremez çünkü zaten herşey yaşandı bitti… bize ise bitmiş bir olayın içindeki detayları seyretmek kalıyor… filmin sonunda ise zamanın ve hatta mekanın göreceli birşey olduğuna bağlanıp bitirilecek.. ben kısaca anlattım ama bunu muhteşem bir şekilde bitireceklerine eminim… zaten lost’ta gözümüzün içine sokulan şey, zaman da yolculuk, ama ölüm gibi kaderimsi şeylere müdahale edememe…

lost demiş,

15 Mayıs 2009 @ 21:28

bu arada ben çarkı çevirdiğinde mısırda uyandı.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemesi · Geri İzleme URI

Yorum Yapın