4×03: Zamanda bir kırılma

deney01.jpg

“Economist”de, Daniel Faraday biraz deney yapmak için zaman buluyor. Gemideki Regina’yla koordine bir şekilde bir çeşit verici kuruyor ve Regina’ya roketi ona doğru ateşlemesini söylüyor.

lost_daniel_faraday.jpg

İlk başta, bu ileri teknoloji ürünü saha fırlatma işi çuvalladı gibi görünüyor. Ama bir süre sonra, gökyüzünde bir roket görünüyor ve Dan’in ve aletlerinin bulunduğu alana doğru hızla ilerliyor. İlginç ama kimse onlara doğru gelen ve yavaşlamaya hiç niyeti olmayan bu füze konusunda alarmda değil. Füze kimseye ya da helikoptere çarpmadan düşüyor. Sonra, merak uyandırıcı bir şey oluyor.

deney02.jpg

Dan roketten bir saat çıkarıyor ve kendi saatiyle karşılaştırıyor. Yanlış olan bir şey var. Yanlış olduğundan emin olmak için başka bir zamanlayıcıyla daha kıyaslıyor. Aslında iki saatin de senkronize olması yani aynı zamanı göstermeleri gerekiyordu ama roketin saati test saatine uymuyor. Eğer bu başka bir gösteri idiyse büyük bir sorun var demektir. Ama tabii ki, bu LOST!

deney_ada_zamani.jpg

deney_roket_zamani.jpg

yazar : aslıhan


legolas53 demiş,

16 Şubat 2008 @ 23:43

DES 7 ADINA BİZ BU KONUYU TARTIŞMIŞ VE DES7′NİN MANTIKLI CEVABINI YOLLAMAKTAYIM….

roketin gecikmesi uzerine, 31 dk lik gecikmeyle alakali olarak faradayin tepkisini hatirlatmak istiyorm franke buraya gelirken izledigimiz rotadan kesinlikle şaşma bunun uzerinde hic durulmamis he gel gelelim 31 dklik sapmaya simdi faraday yasasına gore hatirladigim kadar yanlissa uyarin arastirayip tekrar doneyim zamanla degisen manyetik akimlardan bahsettigini hatirliyorum herhangi bi bolgedeki elektrik akiminin dolasiminin birbiriyle oraniydi sanirsam simdi bu yasaya gore evet adada hacth adi verilen ve inanilmaz manyetik cekim gucu olan bi yer vardi ve 108 dk icinde sifreyi girmedigi icin kahramanlarimiz bu manyetik alan bozuldu ve bundan sonra yasaya gore aralarinda esitlik (manyetik alan zaman evresi) bozulmus oldu yani zamanda bir sapma geriye donuk isleme diyede tabir edebilecegimiz bir atlama yasandi ve roketin dunya zamanina gore 31dk gecikmesi adadaki zamanin dunya zamanina gore kirilma gostermesiyle ilgili manyetik alanin bozulmasiyla alakadardir diyorum ben…

Doğukan demiş,

16 Şubat 2008 @ 23:57

kesinlikle katılıyorum!harika yakalamışsın!

xxhalilx demiş,

17 Şubat 2008 @ 00:49

bence hersey solucan delikleriyle ilgili
adada bir suru solucan deliği var bu yuzden zaten faraday geldiğin rotadan sapma diyor pilota….

sefid demiş,

17 Şubat 2008 @ 01:27

hadi, bakalım hayırlısı, yavaş yavaş başladık bişeyler görmeye… :)

cihan demiş,

17 Şubat 2008 @ 01:51

sezon 2 sonunda ben micheal’a tekneyi verdiğinde belli bir rota çizmesini, ancak bu şekilde kurtulabileceğini söylemişti. pusulayla ilgili 325 sayısını vermişti.

sefid demiş,

17 Şubat 2008 @ 02:18

o değil de arkadaşlar,
jack Sayid geri döndüğünde hemen Kate’ı soruyor ve ardından aldığı olumsuz cevap sonrası yüzünün aldığı ifade içimi parçaladı, az daha sempati kursaydım bu pişmanlık ve uzuntünün ağırlığını kaldıramayacaktım-

guiltpassion demiş,

17 Şubat 2008 @ 14:01

arkadaşlar bu deney ”adada zaman yavaş işliyor kesinlikle zamanda kırılmalar sapmalar var” şeklinde açıklanamaz çünki faraday gemideki hatunla konuşurken herşey normal zamanda yani anı anına seyrederken gemiden gönderilen ve kütlesi olan bir nesnenin bölesine bir zaman sapması yaşaması bize gösterirki olay ”zamanda kırılmadan” daha öte bişiy.bu kadar basit olsaydı eğer faraday ile gemideki kadın uydu tel.i ile konuşurken de konuşmaları sapmaya uğramalıydı ama izledik ki öle bir sapma olmadı.işin içinde çok daha teferruatlı bir durum söz konusu

mustyy demiş,

17 Şubat 2008 @ 15:52

belkide desmond un ileriyi görmesinin sebebide budur ???

lost baby demiş,

17 Şubat 2008 @ 18:05

eger ada normal dünya şartlarıyla birebir olsaydı dan frank’e gelirken geldigimiz rotadan şaşma demezdi arada fark oldugu bariz anlatıldı daha nolsun des7 dogru söylemiş

clones demiş,

17 Şubat 2008 @ 18:15

desmond’un olacakları görmesi sonsuz dönguyle ilgili olduğunu duşunuyorum. “flashes before your eyes” bölumunde mor kadının kıyafetinin uzerindeki şey sonsuz döngu kavramına bir gönderme olduğunu duşunuyorum. desmond aslında yaşadıklarını göruyordu.
barda barmene buyuk bir hata yaptığını söylemişti ve bunu önceden yaptığınıda eklemişti…. bu sözde bize nietzche’nin sonsuz
döngusunu hatırlatıyor.

lostfanist.. demiş,

17 Şubat 2008 @ 18:18

arkadaşlar size birşey hatırlatayım bu zamanda kırılma olayı daha önce birçok bilim kurgu filmlerinde işlenmiş bir tema ve lost yapımcılarının da ‘kesinlikle diğer yapımlarda kullanılan şeyleri kullanmayacağız senaryo tamamen özgün olacak’şeklinde bi açıklamaları var….bence olay ambarın patlamasından kaynaklanmıyor….çünkü ben zaten michael ı uyarırken olayın farkında olduğunu bariz kanıtlıyor(o sırada da ambar patlamamıştı)*2.sezon sonu sandalla onları yollarken…

Hasan Baltaci demiş,

17 Şubat 2008 @ 20:29

Arkadaşlar desmond daha önceleri adadan teknesiyle defalarca ayrılmaya çalışmış fakat başaramamıştı. Gene dönüp dolaşıp adaya gelmişti. Benim tezim şu ki gönderilen roketin izlediği rota içerisinde girdiği kara delik misali yolda ilerledi ve zaman bu yol içerisinde çok farklı işliyordu. faradayın frank uyarma sebebide bu idi. eğer yanlış bir rota takip ederse gemiye ulaşması yıllar alabilir. ayrıca adaya gelen yeni ekibin adayı direk bulabildiğine sanmıyorum. çünkü direk adaya ulaşabileceklerini bilseler o kadar fırtınalı bir gecede o zorluklara rağmen adaya gelmezlerdi. daha uygun hava şartlarını beklerlerdi. bence uzun uğraş ve arama sonunda adaya ulaşabildiler.

arda demiş,

17 Şubat 2008 @ 22:25

ben tek bır sey soracagım gercek hayat ta zaman kırılması ya da bırılerıne gore gecmıs zaman ken bırılerı o zamanı daha gormemıs bır kavram varmıdır. eger var dıyorsanız da saygı duyarım…

xxhalilx demiş,

18 Şubat 2008 @ 01:13

arkadaslar aslında her yerde aynı zaman yasanıyor. bunu telsiz konusmalarından anlıyoruz. enstain nında bahsettiği gibi uzayda solucan delikleri acılabilir diyordu. (solucan deliği: zamanı bir kağıt gibi dusunursek. kağıdın bir ucu gelecek bir ucu geçmiş diyelim
bu iki ucu birbirine bukerek yan yana getirebiliriz. işte bu olaya solucan deliği denir. aradaki zamanı yasamadan geleceğe yada geçmişe gidebiliriz.) bu adanın etrafında da bu solucan deliklerinden birsürü var. faraday ve arkadaşları heikopterle şanslarının şansı aver gitti. neden diyecek olursanız solucan deliklerinin arasından sıyrılarak tesadüf eseri adaya geldiler. ondan zaten faraday pilota dönerken geldiğin rotadan kesinlikle ayrılma diyor. bu faradayın yaptığı deneyde roket solucan deliğinin bir ucundan giriyor ve normalde yaşanmıyan bir 31 dakika geçiriyor. ve aynı yerden kaldığı yola devam ediyor. Bu roketi şöyle düşünebiliriz. örneğin arabayla gidiyoruz araba birden kayboluyor. yoldaki birisi bizi kayboldu gibi goruyor ama aslında biz ya geleceğe gittik yada geçmişe yani solucan deliğinden girdik. sonra girdiğimiz yerden cıktığımızda zaman ve mekanlarda kargasa yasanıyo .. olayı boyle anlatabiliriz..

lost baby demiş,

18 Şubat 2008 @ 03:04

bu solucan deligi şuana kadar lost’da mevzu bahis edildi mi ben mi hatırlamıyorum?

xxhalilx demiş,

18 Şubat 2008 @ 12:11

hayır edilmedi ama edilmeye başlanacak :D

lost baby demiş,

18 Şubat 2008 @ 22:40

bence bahsedilmesin yani solucan deligi ne yani solucan deligi ya laf diil =)

Alptekin demiş,

19 Şubat 2008 @ 12:19

Jodie Foster’ın oynadığı Contact filmini seyredenler varsa buna benzer bir olayı hatırlayacaklardır.Kahramanımız ,bindiği kürenin 5 saniyelik serbest düşüşü esnasında solucan deliklerinden geçmiş ve yaklaşık 16 dakikalık bir deneyim yaşamış ve bunları kaydetmişti;ama kayıt boş çıkmıştı.

xxhalilx demiş,

19 Şubat 2008 @ 12:42

ewet ben hatırlıyorum. çok guzel filimdi. lost baby yede sesleniyorum:
DAHA MANTIKLI ACIKLAMAN VAR MI???? :P

equilibrium demiş,

19 Şubat 2008 @ 15:08

adadaki kuvvetli manyetik alandan kaynaklı zaman farkının doğru olabileceğine inanıyorum zaten michael faraday imasına yönelik daniel faraday isminin var oluşu bu durumu destekliyor.Birde yazımı okuyan arkadaşların dikkatlerini bir noktaya çekmek istiyorum.Son bölümde Sayid’i vuran kız telefonda konuşuyorken otelde olduğunu ifade eden patronuna hani saat 10.30 da arayacaktın diyor.işte bu noktada sorum şu arayan patron gerçekten saat 10.30 da aramışsa yani patron adada ise ve saat farkından dolayı bu durum oluşmuşsa…cevap mesajlarınızı bekliyorum…

legolas53 demiş,

19 Şubat 2008 @ 16:17

adlon otel berlin’de …..istersen bir daha izle farkedeceksindir…otelden ayrıl cümlesiniii((elsa))

lost baby demiş,

19 Şubat 2008 @ 20:31

halil bende sana sesleniyorum olabilir olamaz demedim komik dedim lost da herşeyin mantıklı bi açıklaması olsa herkes tahmin eder önemli olan daha farklı şeyler düşünmek ben böyle düşünüyorum solucan deligi olsa şaşırmam olmasa şaşırırım yani

lostfanist.. demiş,

19 Şubat 2008 @ 22:59

arkadaşlar reklam gibi olmasın ama blue jean in lost la ilgili sayısını okudunuz mu???orda 4 8 15 16 23 42 sayıları hakkında esaslı bir bilgi veriliyormuş..ayrıca posterde oyuncuların yansıması olarak görülen şehirin cadde numaraları 4 8 15 16….var bi numaralar ama durun bakalım izledikçe çıkacak…

lost baby demiş,

19 Şubat 2008 @ 23:47

MR.LOST yayınlanan bölümleri herkes bulabiliyo zaten öyle bi söylemişsin ki sanki yayınlanmayan bölümler elinde var

des7 demiş,

19 Şubat 2008 @ 23:57

:DDD

legolas53 demiş,

20 Şubat 2008 @ 00:06

şimdi herkes tartışmaya başlamış mr lost kim bilmem ama herkesin iyiniyetini düşünelim alay edici yazı yazan arkadaşıda uyarıyorum şiddetimden kaçççç…mr lost ben değilim merak etme ama alay edicek kimse burda o konumda değilllll….

dudé demiş,

20 Şubat 2008 @ 00:43

mr lost alt düzey lost izleyicileri için bilgi vermk istiyor olabilir arkadaşlar:) bu dizinin beginner ları da var ;)

ama niyeti bozduysa onu bilemem :p

legolas53 demiş,

20 Şubat 2008 @ 01:13

bozsa bozsa ne olur yaniii ama ben böyle alay tavrıyla yazanlara karşıyım o kişi ben olmasamda benim olduğum yerde kimseyle alay ettirmem dude..

Enderul demiş,

20 Şubat 2008 @ 06:27

Gemiyle adaya yanaşmamalarının da bir mantığı olmalı yoksa nedne helikopter göndersinler direk çıkarma yaparlardı:) Adaların da keşfedilmemiş olması ortalıklarda gözükmüyor olduğuna delalettir.. Yane oraya giriş için bir yol var aynı bermuda üçgeni hikayesindeki gibi saatleri bozan göstergeleri çıldırtan.. Belki de solucan deliği değil de bir paralel dünyaya geçiş için görünen boyutların dışındaki bir boyuttan geçiş yapılıyordur.. Solucanlar ise yine aynı yerde bitmesi lazım yani girdiği ile çıktığı yer aynı olmalı.. Sadece zaman farkı olucak.. Roket yerine varıyor ve bu da gemiden teyid ediliyorsa aynı zaman içinde iki olay birden gerçekleşemez.. Bence vardığı yerden sonra yol almaya devam ediyordur..

xxhalilx demiş,

20 Şubat 2008 @ 09:31

Enderul adaya gemiylede gelinebiliniyo bence.. neden dersen bizimkiler dinamit almak için bir gemiye gitmişlerdi hatırlıyomsun?
tahminimce adadaki others bu gemiyle asırlar önce geldiler.adanın etkisiyle hiç yaşlanmadılar. paralel evrenler banasaçma geliyor ama senin düşüncene saygım var :) solucan delikleri daha mantıklı geliyor. roket girer o delikten gemidekiler vardı sanar cunku mesafe yi hıza bolunce ulaşma suresi ortaya cıkıyor. ordan hesaplamışlardır. roket 31 dakika gecirdikten sonra aynı yerden cıkar ve faradayın yanına gelir….:D

found demiş,

20 Şubat 2008 @ 17:18

ya arkadaşlar benimde merak ettiğim bişey var doğrusu merak ettiğim birsürü şey var ama öncelikle 4.seon 2.bölümn başında buldukları sahte oceanic 815 uçağını düşürenler bence onun deniz kalıntıları araştırmcıları tarafından bulunmasını istemişler daha doğrusu onlar yanılmak istemişler ama neden bir fikriniz varmı

found demiş,

20 Şubat 2008 @ 17:32

ve bir ilginç olay ise geçtiğimiz bölümlerde kate,lock ve said çitlerin üstünden kolaylıkla geçebildiler vede hiç bir şey olmadı. ama daha sonralarında juliet ile kate siyah dumandan kaçarlarken çitlerin yanına geliyorlar ve şifreyi yazıp çitin arkasına geçtikleinde siyah duman onlara bişey yapamıyo peki ama neden çitlerin üstünden geçmiyor ilk başta belli bir yükseklikten fazla uçamadığını düşünmüştüm fakat bazı bölümlerde ağaçların tepesinden gidiyor o halde çitlerdende geçebilir.ölese kate,lock ve said çitlerin üstlerinden geçtiklerinde çitler kapatılmıştı ama kim kapadı aralarından biri diğerlerine hizmet ediyor olabilirmi

sawyer demiş,

20 Şubat 2008 @ 18:17

sonuçta adada bi gariplik olduğunu biliyoruz.zamanda kırılma niye olmasınki!!

sawyer demiş,

20 Şubat 2008 @ 18:18

ve ayrıca found da güzel bişiy yakalamış.ama cevabını ben de bilmiom.

lostfanist.. demiş,

20 Şubat 2008 @ 20:58

found arkadaşım bu kadar ayrıntıya takılırsan işin içinden çıkamazsın orda black smoke dümdüz çarpıyor ve sarsıntıya uğruyor daha sonra tekrar deniyor ve tekrar sarsıntıya uğruyor bundan sonra daha fazla uğraşmak istemiyor…ayrıca black smoke ordan geçse ve kate i de julieti de öldürse dizi ne olur…kafanızı takmayın lost da bazen böyle saçmalıklar olabiliyor…

equilibrium demiş,

20 Şubat 2008 @ 23:29

şu adamlara bayılıyorum yaa.daniel faraday diye bir fizikçi çıkıyor ortaya hemde gerçek bir fizikçi gibi biraz çatlak ne güzel…:)

equilibrium demiş,

20 Şubat 2008 @ 23:30

daniel faraday michael faraday seninle gurur duyuyor:)

xxhalilx demiş,

20 Şubat 2008 @ 23:57

:D

xxhalilx demiş,

21 Şubat 2008 @ 00:00

bu olayın tam bir acıklamasını buldum buyrun:

Casimir Effect and Wormholes

The quantum mechanics of the Casimir effect can be used to produce a locally mass-negative region of space-time, and suggested that the negative effect could be used to stabilize a wormhole to allow “Faster Than Light Travel.” “Exotic matter” with negative energy density is required to stabilize a wormhole.

An “apparent” or “effective” “Faster Than Light” is the hypothesis that unusually distorted regions of spacetime might permit matter to reach distant locations faster than light taking the “normal” route. An example of an apparent “Faster Than Light” is the traversable wormhole. A traversable wormholes would allow travel from one part of the universe to another part of that same universe very quickly or would allow travel from one universe (dimension) to another.

Spacetime is usually interpreted with space being three-dimensional and time playing the role of the fourth dimension.

Wormholes and Time Travel

A wormhole could allow time travel. This could be accomplished by accelerating one end of the wormhole to a high velocity relative to the other, and then sometime later bringing it back. “Relativistic time dilation” would result in the accelerated wormhole mouth aging less than the stationary one, as seen by an external observer.

However, time connects differently through the wormhole than outside it, so that synchronized clocks at each mouth will remain synchronized to someone traveling through the wormhole itself. No matter how the mouths move around. This means that anything which entered the accelerated wormhole mouth would exit the stationary one at a point in time prior to its entry.

For example, clocks at both mouths both showed the date as 2000 before one mouth was accelerated. The accelerated mouth was brought back to the same region as the stationary mouth with the accelerated mouth’s clock reading 2005 while the stationary mouth’s clock read 2010. Then a traveler who entered the accelerated mouth at this moment would exit the stationary mouth when its clock also read 2005, in the same region but now five years in the past.

(Einstein has his theory on this, too. It’s worth a look.)

Energy Grid Theory and Vile Vortices

Planetary “energy grid theory” operates through geometrical patterns that follow a specific symmetry linked to sacred geometry. The grids meet at various intersecting points forming a grid or matrix. This is equivalent to the acupressure points on our bodies. These grid points can be found at some of the strongest power ( energy) places on the planet. These intersecting grid points are called “vile vortices,” or area’s of the Earth where mysterious disappearances, mechanical failures and time-space distortions were seen to occur.

These lines and points, the “matrix of cosmic energy,” matches most of the earth’s seismic fracture zones and ocean ridge lines. As well as outlined worldwide atmospheric highs and lows, paths of migratory animals, gravitational anomalies, and even the sites of ancient cities.

(The Bermuda Triangle is one of the “vile vortices,” where the grid line’s intersect… and there is one near Fiji. Another one of these places is in Australia where the character, Rose, was taken by her husband, Bernard, to heal her cancer.)

Go here for the interactive Energy Grid Map: http://users.pandora.be/wouterhagens/biogeometry/detailsgrid_uk.html

Conclusion

On September 22, 2004 Desmond left the Swan Station unmanned. He failed to enter the number sequence in time. The magnetic energy being contained by the station began building.

Oceanic Flight 815 was 1000 miles off course from it’s path from Sydney, Australia to Los Angeles, California. The plane is suspected to be somewhere near Fiji.

The Fijian “vile vortices” or “planetary energy grid point” was affected by the building magnetic energy from the Swan Station. The energy stabilized the vortices creating a wormhole. Flight 815 violently passed through the wormhole and was expelled on to The Island, in a parallel dimension.

This parallel dimension has it’s own set of rules. The Hanso Foundation sent a group of scientists, the Dharma Initiative, to study these rules.

This Island is only accessible by those who “know” it’s secrets… or by those who were in the “right” place at the “right” time. (Near Fiji on 9-22-04) The Hanso Foundation knows how to control the wormhole with the Swan Station. It knows how to bring people and animals to and from the Island. (Courtesy of the government?)”

found demiş,

21 Şubat 2008 @ 13:51

sağol xxhalilx arkadaşım çok aydınlandık ama bide bunun türkçesi olsa :D:D:D

found demiş,

21 Şubat 2008 @ 14:07

ya arkadaşlar birde şu sayılar 4-8-15-16-23-42 dizde birçok yerde raslanılıyor şimdi saymaya kalksam yazmakla bitmez mesela ilk bölümlerde kate i bulana 23 bin dolar verilecekti sonra uçakın sefer sayısı 815 yani 8-15 uçağa biniş kapısı ise 23 numaralı kapı sora sawyer (james)hapishanedeyken casusluk yapıp patronlarına paranın yerini sölerken otuparkta 23 nolu yerde dedi ve said jin ve sun tekne ile diğerlerinin yanına gidrlerken gördükleri ayak heykelininde 4 parmağı var geçmişte ise hurley bir platforma çıkması sonucu 23 kişi platformdan düşüyor sora desmond bir bölümde saate bakıyor ve satt 10.8 gösteriyor uçağın sefr numarasıda 108 ve bu sayıların (4-8-15-16-23-42)yoplamı 108 ediyor ve daha bunun gibi bir çok şeye rastladım ve bir anlam veremedim adada geçen sayıların hemen hemen %90 ında bu sayılar geçiyor en ilgimi çeken ise son bölümde fizik çi çocuğun yaptığı denyde roket adaya 03.16.23 de geliyor burdaki tüm sayıları topladığımızda (3+1+6+2+3)15 toplam 15 ediyor dakikayı saati ve saniyeyi topladığımızda ise (3+16+23)42 rakamı ortaya çıkıyor birde saatin son 2 rakamı 16.23 rakamlardaki sırasıyla -16-23- sizce bunun açıklamsı ne birz bu konu hakkında yorum yapsak
diziyi izlemey başladığım günden beri bu soruar aklımı kurcalıyor elbette bir açıklamaı var ama ne belki adada ki insanlaın hepsi bir dejavu yaşıyorda olabilir hadi size ii araştırmalar :)

found demiş,

21 Şubat 2008 @ 14:29

izledikçe yeni şeyler keşfediyor insan
yanlış hatırlamıyorsam jack babasının cenazesini uçakla taşıyordu ve babası ölmüştü ama 3.sezonun sonunda jack eczaneden ilaç isterken babasının yazdığı reçeteyi doktora veriyor ve bunlar adadn kurtulduktan sonra olanlar acaba bu iştemi zamnın kırılmasıyla alakalı yoksa yoksa ada ölenleri diriltiyormu :)

found demiş,

21 Şubat 2008 @ 14:31

nese bu günlük bu kadar yorum yeter sanırım

charlie demiş,

21 Şubat 2008 @ 15:45

yhaa akadaşlar desmond da zaten o patlamadan sonra ileriyi görmeye başladı demekki patlama ile ilgisi var

xxhalilx demiş,

21 Şubat 2008 @ 21:51

found jack in babası kesin yaşıyo yada dirildi bende o sahneyi hatırlıyorum ölen bir doktor ilaç yazamaz. imzatı taklit etmiş olsa bile bilgisayardan cıkardı. bircok kişide jakop un o olduğunu dusunuyo bakalım goreceğiz. bu aksam yani bolumde bircok cevap alacaz gibi geliyor… insallah cevap yerine soru almayız :D:D:D:D

xxhalilx demiş,

21 Şubat 2008 @ 22:47

arkadaşlar casimir effect ile ilgili bir yazı buldum (alıntıdır)

bundan yaklaşık 50 yıl önce fizikçi hendrik casimir, mikro-makinelerden birleşik doğa teorilerine kadar her şeyi etkileyebilen, bir vakumda (boşlukta) iki yüzey arasındaki çekme kuvveti olabileceğini önerdi.

boşlukta iki aynayı bir biriyle yüz yüze ve küçük aralıklı duruma getirirseniz ne olur? ilk reaksiyonunuz “hiçbir şey” olabilir. fakat gerçekte, her iki ayna, basit vakum sonucu birbirini karşılıklı olarak çekerler. işte bu etkiyi hollandalı teorik fizikçi hendrik casimir 1948 yılında, eindhoven’da philips araştırma laboratuvarı’nda, tüm nesnelerde colloidal çözeltiler üzerine araştırma yaparken bu fenomeni önerdi. bu colloidal çözeltiler; mikron boyutlu parçacıklar içeren bir sıvı karışımında, boya ve mayenozda olduğu gibi, viskoz materyallerdir. böyle çözeltilerin özellikleri nötral atomlar ve moleküller arasında mevcut olan, uzun erimli ve çekici wan der waals kuvvetleri tarafından belirlenir.

iki ayna arasındaki kuvvet casimir kuvveti olarak, bu fenomen ise casimir etkisi olarak bilinir. casimir etkisi yıllarca teorik merak konusu oldu. bu fenomene ilgi son yıllarda daha da arttı. deneyci fizikçiler, mikro-makinelerin çalışmalarını etkileyen casimir kuvvetini, çok duyarlı ölçüm aletleri geliştirerek, gözlediler. bu konuda temel fizik tarafından yeni atılımlar da yapıldı. bir çok teoriysen, 10 veya 11 boyutlu temel kuvvetlerin bileşik alanlar teorisinde “büyük” fazladan boyutların varlığını öngörmektedir. onlar, bu boyutların, milimetrenin altındaki uzaklıklarda, klasik newton kütle çekimini değiştirebileceğini söylüyorlar. casimir etkisinin ölçümü, çok daha sonra, böyle radikal düşünceleri test etmek için fizikçilere yardımcı olabilir.

casimir kuvveti her ne kadar tam bir karşı-sezgi gösterirse de, gerçekte iyi anlaşılır. klasik mekaniğin ilk zamanlarında vakum düşüncesi oldukça basitti. vakum, bir kabın tüm parçacıklarının (içindeki gazın) boşaltılıp sıcaklığının mutlak sıfıra indirildiği durumdur. kuantum mekaniğinin gelmesiyle vakum anlayışı tamamıyla değişti. belirli elektromanyetik alanlarda tüm alanlar (parçacıklar) titreşim yaparlar. bir başka deyişle, bir sabit etrafında aktüel değeri değişen, verilen her hangi bir moment, bir ortalama değere sahiptir. mutlak sıfırda bile, kusursuz bir vakumda bile, bir fotonun yarı enerjisine karşılık gelen ortalama enerjide, “ vakum salınımları (titreşimleri) “ olarak bilinen salınımlar mevcuttur.

bununla birlikte, vakum salınımları bir fizikçinin zihninde soyut değildir. onlar, makroskopik ölçekli deneylerde doğrudan canlandırılabilen, gözlenebilir sonuçlara sahiptirler. örneğin, uyarılmış seviyedeki bir atom uzun süre uyarılmış kalamaz, kendiliğinden foton salarak taban durumuna geri döner. bu fenomen vakum salınımlarının bir sonucudur. bir kurşun kalemi parmağınızın ucunda dik durdurmaya çalışın. eğer eliniz tamamen kararlı ise kalem orada duracak (kalacak), değilse denge bozulacaktır. fakat çok-çok zayıf bozulma (sapma), kalemi daha kararlı bir denge konumuna getirecektir. benzer olarak, vakum salınımları uyarılmış bir atomun taban durumuna inmesine sebep olur.

casimir kuvveti vakum (boşluk) salınımlarının en çok tanınmış mekanik etkisidir. iki ayna arasında bir boşluk olduğunu düşünün (şekildeki gibi). tüm elektromanyetik alanlar çok farklı frekansları içeren bir karakteristik “spektrum”a sahiptir. serbest bir vakumda tüm frekanslar eşit öneme sahiptir. fakat boşluk (oyuk) içerisinde, aynalar arasında ileri-geri yansıyan alanda, durum farklıdır. alan, boşluk içerisine, yarım dalga boyunun tam katları, tam olarak uyabiliyorsa çoğaltılır. bu dalga boyu “oyuk (boşluk) rezonansına” karşılık gelir. diğer dalga boylarında, aksine, alan zorlanır. vakum salınımları ya zorlanır ya da frekansın boşluk rezonansına karşılık gelip gelmediğine bağlı olarak yükselir.

casimir etkisinin tartışmasında önemli bir fiziksel nicelik de “alan radyasyon basıncı”dır. her alan-vakum alanı bile-enerji taşır. tüm elektromanyetik alanlar uzayda yayılırken, akan bir nehrin etrafındaki ve önündeki şeylere basınç uyguladığı gibi, yüzeylere basınç uygular. bu radyasyon basıncı ve elektromanyetik dalganın frekansı enerjinin artması ile artar. oyuk içindeki radyasyon basıncı, bir oyuk rezonans frekansında, dış kısımdakinden daha güçlüdür ve bundan dolayı aynalar bir birinden uzağa itilirler. rezonans dışında, tersine, oyuk içerisindeki radyasyon basıncı dışarıdakinden daha küçüktür ve bundan dolayı aynalar birbirine doğru çekilirler.

dengede, çekme bileşenleri itme bileşenlerinden azıcık daha güçlü etkiye sahiptir. kusursuz iki paralel düzlem ayna için, casimir kuvveti çekicidir ve bu yüzden aynalar bir birlerini çekerler. kuvvet, f; kesit alanı a ile doğu, aynalar arasındaki uzaklığın dördüncü kuvveti (üssü) d4 ile ters orantılıdır. bu geometrik niceliklerden ayrı olarak kuvvet, ışık hızı ve planck sabiti gibi temel değerlere de bağlıdır.

casimir kuvveti birkaç metre uzaklıktaki aynalar için son derece küçük olarak gözlenirken, uzaklık mikronluk düzeyde iken ölçülebilir basmaktadır. örneğin, alanı 1 cm2 ve aradaki uzaklık 1 mm olan iki ayna yaklaşık 10-7 n’luk bir casimir kuvvetine sahiptir, ki bu kuvvet çapı yarım milimetre olan bir su damlasının ağırlığı kadardır. bu kuvvet her ne kadar küçük gözükse de, bir mikrometrenin altındaki uzaklıklarda, iki nötr obje arasında en güçlü olur. gerçekten de, 10 nm (nanometre) aralıklı, tipik bir atom boyutunun yaklaşık 100 katı, casimir etkisi 1 atmosfer basınsının eşdeğeri basınç üretir.

her ne kadar günlük yaşamımızda böyle küçük uzaklıklar ile ilgilenmesek de, onlar “nano yapılı ölçekler” ve “mikro-elektromekanik sistemlerde” önemlidir. bunlar, mikro boyutlu mekanik elemanlar ve hareketli parçalarda, bir silikon örneğini küçük parçalara bölen akıllılıktadır. elektronik bileşenler bilginin ilerlemesi için cihaz üzerine bağlanır, ki o, mekanik parçaların hareketini algılar ve sürdürmesini sağlar. mikro-elektromekanik sistemlerin bilim ve teknolojide mümkün bir çok uygulama alanı vardır. örneğin, bugün bunlar otomobillerde “air-bag basınç sensörleri” olarak kullanılmaktadır.

aralarındaki uzaklık d ve yüzey alanı a olan iki plaka arasındaki casimir kuvveti f=(πhc/480)(a/d4 ) bağıntısıyla hesaplanır. burada h planck sabiti ( 6,62.10-34j.s ), c ışığın boşluktaki hızı ( 3.108 m/s ) dır. bu küçük kuvvet, 1996 yılında steven lamoreaux tarafından %5 deneysel hata ile ölçülmüştür.

fotondan başka parçacıklar da küçük bir etki ortaya çıkarır, fakat sadece foton kuvveti ölçülebilirdir. fermiyonlar itici bir etki oluştururken, fotonlar gibi tüm bosonlar, çekici casimir kuvvetini oluştururlar. eğer elektromanyetizmada süpersimetri olsaydı, o zaman fermiyonik fotonlar da var olacaktı. bu durumda fotonların itme çekme etkisi bir birini yok edecek ve casimir etkisi olmayacaktı. gerçekte casimir etkisinin varlığı gösterir ki; doğada süpersimetrinin olması bir simetri kırılmasını gerektirir.

teoriye göre; vakumda “toplam sıfır nokta enerjisi, tüm olası foton modları üzerinden toplam alındığında sonsuz olur. casimir etkisi; sonsuzlukların götürülmesinde, bir enerji farkından meydana gelir. vakum enerjisi, gravitasyonel (kütle çekim) etkileşmeden dolayı, “kuantum kütle çekim teorisinde” bir bilmecedir. kütle çekim teorisi uzay-zamanın eğriliğine sebep olan büyük bir “kozmolojik sabit” ortaya çıkarır. bu uyuşmazlığa çözüm, kuantum kütle çekim teorisinden beklenmektedir.

found demiş,

22 Şubat 2008 @ 14:59

yazının türkçesi için teşekkürler xxhalilx şu sayyılar hakkında bişey bulan varmı acaba kafamı çok karıştırıyorlar okulda matematik dersinde bile bu rakamlardan biriyle karşılaştığımda durup düşünüyorum :D:D:D

orkide demiş,

23 Şubat 2008 @ 11:10

adadan ayrılan helikopter gemiye ulaşamadığına göre solucan deliğinin azizliğine mi uğradı dersiniz?

found demiş,

23 Şubat 2008 @ 12:00

yok bence gemidekiler yalan sölüyor helikopter gemiye ulaştı konuşmalarında yine bir şifre kullandılar kesin

SAcid demiş,

24 Şubat 2008 @ 23:22

5 bölüm daa yayınLanmadımı be? :D

MyC demiş,

25 Şubat 2008 @ 09:53

arkadaşlar jack in babası kesin ölmedi. çünkü jack yeni cerrahi şefi ile konuşurken babamı çağır benden daha sarhoş olduğunu garanti ederim gibi bişiler dedi.

xxhalilx demiş,

25 Şubat 2008 @ 11:42

bencede helikpter gemiye ulastı. teorime gore sayidi ve desmond u esir aldılar ilerleyen bolumlerde sayidi benin casusu kurtarcak sonrada sayid ben için calısacak

Magic demiş,

26 Şubat 2008 @ 10:59

arkadaşlar bence bu saatin üzerindeki rakamlarlar uğraşın kesin 4 8 15 16 23 42 sayılar la alakalı bişey çıkacaktır gerçi 16 var ama ..

necoals09 demiş,

26 Şubat 2008 @ 20:56

gozden kacan 31 dakıkamı yoksa 23saat 29 dakıkamı fark var? gıne baslattı bu dızı dusundurmeye:D hadı hayırlısı bıde Kur’an-ı Kerim’i kullanmaları var tabi !!!!!??????

alplost demiş,

28 Şubat 2008 @ 23:56

helikopter adaya manyetik alanın patlamasıyla oluşan büyük bi karadelikle geldi…ve o şekilde geri dönmesi istendi pilot a….o roket te bu delikten geldi ve sapmalara uğradı…okursanız bu kuramları daha mantıklı düşünebiliyosunuz ama kafa yormak lazım…www.zamandayolculuk.com/cetinbal tavsiye ederim !!!

sinan demiş,

2 Mart 2008 @ 01:05

herkes bişilerdemişte bende bişi sölıyım acıklamaya calsırda cıklarsanız sevınırım peny desmonda tel de 3 yıldır senı arıyorum dıyor.desmond yarısa katılalı ne kadar oldu uzak duselı ne kadar oldu.suanda adadakıler nekadar zamndır gerçete kayıplar???buyrun cenaze namazına:PP

fatma demiş,

5 Mart 2008 @ 10:30

peki biz 4. sezonun 6. bölümünü ne zaman izlicez. dizinin transfer alacağı hakkındaki söylenti doğruysa bi kaç hafta ara verilecek olma ihtimali var:(( bilen varsa yazsın lütfen. 6. bölüm ne zaman?

fermanyak demiş,

7 Mart 2008 @ 18:16

selamlar çok kısa bir hesaplamamı sunmak istiyorum herkesle paylaşmak istiyorum.
rötarlı saate bakalım 3,16,23 salise cinsinden 11783 salise.
adadaki saat 2,45,03 salise cinsinden 9903 salise.
iki saat arasındaki zaman farkı 11783-9903=1880 salise.
18:80 olarak ters orantı alalım
80:18 = 4,444444444444444…..

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemesi · Geri İzleme URI

Yorum Yapın


Basın ve Yayın